Çin ile yeni ilişki arayışları Kılıçdaroğlu’nun Çin ziyareti

kilicdaroglu_cin_komunist_partisi_ u1 9

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 12-18 Ocak tarihleri arasında, Çin’e bir ziyaret gerçekleştirdi. Bir hafta süren ziyarette, Kılıçdaroğlu’nun yanında 100 kişilik bir işadamı heyeti de bulunuyordu. Ziyaret ÇKP’nin çağrısıyla gerçekleşmişti ve yıllar önce bürokrat olarak Çin’e gitmiş olan Kılıçdaroğlu, bu defa siyasetçi olarak Çin topraklarına ayak basıyordu.

Ziyaretin amacı, Kılıçdaroğlu’nun sözleriyle “ÇKP ile CHP arasında yakın ve sıcak bir ilişki kurmak” olarak açıklandı. Ancak bunun ötesinde, beraberindeki işadamları heyeti ile, ekonomik anlaşmalar bağlamak gibi somut bir hedefi de bulunuyordu.

Ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu, ÇKP Merkez Komitesi yetkilileriyle görüştü; Çin Ulusal Halk Meclisi’ni ziyaret etti; ÇKP’nin ilk ulusal kongresinin yapıldığı ve müze haline dönüştürülen binayı gezdi; Huawei Telefon Şirketi’nde, şirketin Türkiye ve dünyadaki işleyişi hakkında bilgi aldı; Çin Ticari Uçak Şirketi’nin uçak üretimi yaptığı fabrikada, uçak üretimini inceledi; Çin Uzay Teknikleri Araştırma Akademisi’nde uydu üretim birimini gezdi. Siyasi görüşmelerini Pekin’de gerçekleştirip, ekonominin merkezi Şanghay’ı da gördükten sonra, son gün, Çin ile Türkiye arasında her zaman sorun olmuş olan Sincan’a da gitti.

 

Ziyaretin amacı

Kılıçdaroğlu’nun bu ziyareti, her ne kadar Çin Seddi’nde çekilmiş turistik fotoğraflarla ve bavulların ağırlığı yüzünden yakıt sorunu taşıyan uçak gibi magazin haberleri ile basında yer almış olsa da, aslında iki tarafın yönelimi açısından son derece büyük bir önem taşıyor.

Aslında bu ziyaret, bir yıl önce Şubat 2012’de Çin Başkan Yardımcısı (bugün artık başkan) Şi Cinping’in Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin iadesi konumunda. Bir yıl önce Çin’den 100 kişilik işadamı heyeti Türkiye’ye gelmişti, bugün Türkiye’den bir heyet Çin’e gidiyor.

Herşey bir yana, CHP’nin ilk defa işadamları heyetini de yanına alarak bir geziye çıkmış olması, başlıbaşına bir önem arzediyor. Bu gezi sırasında, uzay, uçak, tekekomünikasyon gibi sektörlerin üretim alanları gezildi ve çeşitli ekonomik anlaşmalar imzalandı. Dönüşte Kılıçdaroğlu, amaçlarının Çin’in Türkiye’deki yatırımlarını artırmak için büyük çaba harcadıklarını söyledi. Çin’in Türkiye’de kuracağı fabrikaların, komşu ülkelere de girmesini sağlamak için köprü olmaya çalışacaklarını anlattı.

Gezinin önemli gündemlerinden biri de Suriye konusuydu. CHP, taban baskısının etkisiyle Suriye konusunda bazı önemli adımlar atmıştı. Mesela geçtiğimiz yaz aylarında, Suriyeli mültecilerin kaldığı kapların askeri eğitim için kullanıldığı haberinin kamuoyunda güçlü bir etki yaratmasında, CHP milletvekillerinin kampları ziyaret etme ısrarının payı olmuştu. Elbette ki CHP bunu kendiliğinden değil, Hatay’da Suriyeli radikal dinci çetelere karşı yükselmekte olan kitle tepkisi üzerine gerçekleştirmişti. Ama sonuçta, CHP ile AKP arasında savaş konusunda ortaya çıkan kısmi çelişkiler, Çin için kaçırılmayacak bir fırsat anlamına geliyordu. Çin bu çelişkileri derinleştirmek, CHP’yi yanına çekmek için, bu ziyareti önemli bir araca çevirmek istiyordu.

kilicdaroglu_cin_komunist_partisi_

Ziyaret davetinin, hükümete değil de, muhalefet partisi CHP’ye yapılmış olması da bunun göstergesi. Çin, AKP’nin ABD ile kurduğu ilişkileri, ABD politikaları doğrultusunda Suriye ile savaşa girişmesini gözden kaçırmıyor; bu nedenle AKP ile ilişkilerini sınırlı tutuyor. Diğer taraftan, Türkiye’deki burjuvazinin kendi iç çelişkilerinden de yararlanmak istiyor. Türkiye’de, ABD ile işbirliğini savunan ve çıkarlarını ABD’ye bağımlılıkta bulan burjuva tekeller olmakla birlikte, Çin ile ilişkileri geliştirmek isteyen hiç de küçümsenmeyecek bir kesim bulunuyor.

Türkiye’deki işbirlikçi burjuvazinin bazı kesimleri, ABD’nin güçten düşmekte olan emperyalist olduğunu görüyor ve güçlenen emperyalist Çin ile yakınlaşmaya çalışıyor. Çin adeta bir “fırsatlar ülkesi” olarak görülüyor. Bu bir yanıyla Çin’in ekonomik olanaklarından yararlanmak ve krizden sınırlı etkilenen bu ülke ile kurulacak ilişkilerle kar elde etmek amacını taşırken; diğer taraftan nükleer enerji gibi, ABD’nin Türkiye’ye sunmadığı bazı “vazgeçilmez” olanakları, Çin’den elde etmek gibi hedefleri de barındırıyor.

 

Yeniden ŞİÖ tartışması

Yaklaşık 8 ay kadar önce, Erdoğan ile Putin görüşmesi sırasında söylenen bir söz, bugün yeniden gündemleşmiş durumda. Erdoğan, AB’nin yerine Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) girmeye istekli olduklarını; Türkiye’nin bu örgüte alınması durumunda AB hedefinden vazgeçeceklerini söylemişti. Sonrasında konunun üzerine gidilince, bunun bir “espri” olduğu, AB hedefinden vazgeçilmeyeceğini açıklaması ile konunun üzeri örtülmüştü. Bugün bu tartışma yeniden alevlenmiş durumda.

Aslında Erdoğan, Putin’e bu “espri”yi yaptığında Putin’in somut bir cevap vermemesi, durumu gözler önüne seriyordu. ŞİÖ’nün iki temel taşı Rusya ve Çin, Türkiye’deki yönetime güvenmiyorlar. AKP’nin ABD ile bu kadar bağlayıcı bir ilişki içinde olması, özellikle de son dönemde Suriye konusunda izlediği tutum, bu ülkelerin güvensizliğini derinleştiriyor. Bu nedenle, 2000’li yılların ortalarında Türkiye, resmen ŞİÖ’ye başvurmuş olmasına rağmen, üye kabul edilmemişti. Rusya ve Çin merkezli askeri-ekonomik-siyasi işbirliği örgütü, İran gibi kendisine bağımlı ülkeleri üye olarak kabul ederken, aynı tarihte başvuru yapan Türkiye’yi reddetmişti. Çünkü Rusya ve Çin, Türkiye’nin ABD’nin “Truva Atı” olarak birliğe girmek istediğinin farkındaydı.

Diğer taraftan, Rusya ve Çin ile ilişkileri güçlendirmeye çalışan “Avrasyacılar”ın, “Ergenekon” operasyonu ile tutuklanmış olması, burjuvazi içinde Rusya ve Çin ile ilişki kurmayı savunan kesimi güçsüzleştirmişti. AKP zaten bu operasyonu, ABD karşıtlarını sindirmek ve etkisizleştirmek için gerçekleştirmiş, bu yanıyla amacına da ulaşmıştı. Bu durum, iki ülkenin Türkiye’ye güvensizliklerini derinleştirdi.

Erdoğan ise, gerçekten ŞİÖ’ye girmek ve Avrasyacı kampa geçmek istediği için değil, ABD ve Fetullah Cemaati ile ilişkilerinde bir pazarlık ve şantaj unsuru olarak kullanmak üzere bu sözleri sarfediyor. Yoksa gerçekte, ABD ile işbirliğinden vazgeçmesi, özellikle Suriye konusunda attığı adımlardan sonra, oldukça zordur.

Şimdi bu koşullarda, Çin’in CHP üzerinden ilişki kurmaya çalışmasında en önemli unsur, Suriye savaşının giderek yakınlaşmış olmasıdır. Çin, Türkiye’nin Suriye politikasında zayıf da olsa bir gedik açmak için CHP’ye ihtiyaç duymaktadır. AKP’nin savaşa girmesini geciktirecek her hamle, CHP’nin koyacağı her engel, Çin’in işine gelmektedir. En kötü koşulda, “içeriden” ve doğrudan bilgi almak için bir kanala ihtiyaç duymaktadır. Bu yanıyla bu ziyaret, CHP’nin ağzına çalınmış bir parmak bal işlevi görmektedir.

CHP’nin kendisine biçilen görevi başarabileceği belirsizdir. Hatay’da ilk anda önemli bir çıkış yapmış olmakla birlikte, arkası gelmemiştir. Üstelik bu Hatay’da çok güçlü biçimde yükselen taban baskısına ve beklentilere rağmen böyledir.

Ancak Çin, bu adımla kendisine önemli bir kapı aralamaktadır. Çin ziyaretine dönük AKP’lilerin tepki dolu açıklamaları da bunun göstergesidir. Sadece Suriye savaşı değil, İran başta olmak üzere bölgeye dönük her türden ABD saldırısı karşısında, Çin kendi mevzilerini oluşturmak için hamleler yapıyor. Ekonomik gücüyle Ortadoğu’da hayli yol almış, ittifaklarını oluşturmuş durumda. Suriye konusunda en keskin çıkışlar yapan Türkiye’yi içerden frenlemek istiyor. Türkiye’nin ŞİÖ’ye girme tartışmalarının, tam da CHP Çin ziyaretinin arkasından yeniden ısıtılması, bu amacında yol aldığını gösteriyor.

Bunlara da bakabilirsiniz

İsviçre’de TKP/ML kuruluş ve Kaypakkaya’yı anma etkinliği

İsviçre’nin Basel kentinde, TKP/ML’nin 51. kuruluş yıldönümü ve İbrahim Kaypakkaya’nın şehit düşmesinin 50. yılı nedeniyle …

İEB’den Mecidiyeköy LC Waikiki önünde eylem

İşçi Emekçi Birliği, sendikalaştıkları için işten atılan LC Waikiki Depo işçileri ile birlikte Mecidiyeköy LC …

Fransa’da emeklilik yasasına karşı eylem

Fransa’da Macron ve hükümeti “reform” adı altında emeklilik yaşını 64’e yükseltmek istiyor. 2020’de yürürlüğe sokmaya …