Proleter Kültür

Adnan Yücel devrimin şairidir!

Faşist MHP’nin başkanı Devlet Bahçeli, Sivas’taki mitingde Adnan Yücel’in şiirini okumuş. Üstelik okuduğu dizelerin Pir Sultan Abdal’a ait olduğunu zannederek… Faşizm insana, insani değerlerin üretimine düşmandır. Buna rağmen kendilerini kitlelere iyi göstermek, kitle desteğini almak istedikleri zamanlarda, devrimci kültür ve sanatın ürünlerini kullanmaktan çekinmez, utanmazlar. Geçmişte de 12 Eylül faşizminin katlettiği Erdal Eren’in mektubunu, “sevdalınız komünisttir” diyen Nazım’ın şiirlerini okumaya, …

Devamını oku

Değersizleştik!

Soru sorarak başlayalım: Bir “şey”in değerini belirleyen unsur nedir? Ekonomi biliminin buna verdiği cevap açık: O “şey”i üretmek için gereken “emek-zaman”. “Şey”ler sözkonusu olduğunda bu hesabı yapmak kolay tabi ki. Peki ya “insan”ın değerini belirleyen unsur nedir? Diploma, aldığı ücret, oturduğu ev?.. Bunlar mı bir insanı daha “değerli” kılar? Ve tüm bunlara vereceğiniz cevap ne olursa olsun; son dönemde giderek …

Devamını oku

Adnan Yücel’in kaleminden… ORHAN KEMAL ADANASI’NDA BAŞKA BİR SOKAK

24 Temmuz 2002 tarihinde kaybettiğimiz “Kavganın şairi Adnan Yücel, 12 Eylül’ün en karanlık yıllarında, umudunu kaybetmeyenlerdendi. Bu umut ve arayış, onu ihtilalci komünistlerle buluşturdu. En güzel ürünlerini o yıllarda verdi. 12 Eylül karanlığına karşı yapılan görkemli direnişten ilham alarak şiirlerini yazdı. “Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” adlı şiir kitabı, onun sanatının doruğudur. Bu kitap için övgüde bulunanlara, “yazana değil, yazdırana …

Devamını oku

Ah şu harekete geçmeyen kitleler!

Gezi davasının 25 Nisan’daki karar duruşmasında ağır cezalar çıktığında, Ahmet Şık’ın yaptığı öfkeli konuşma dikkat çekiciydi. Gezi Direnişi’ne katılan milyonlarca insanın neden duruşmalara gelmediğini, destek vermediğini sorguluyordu Ahmet Şık. Ve gelmeyen insanlara olan tepkisini ifade ediyordu. Eğer bu konuşma tekil-istisnai bir durum olsaydı, “dostlarını hapse göndermenin acısıyla kastını aştı” der geçer, üzerinde durma ihtiyacı duymazdık. Ancak konuşmada kullanılan sözler ve …

Devamını oku

“Cehalet”e övgü

İnsan ilişkilerinde hoyratlığın, kabalığın, nobranlığın tavan yaptığı, değerler sisteminin altüst edildiği, “insanca yaşam” kavramının yerle bir olduğu bir dönemin içindeyiz. İyi ile kötü, doğru ile yanlış, erdem ile yozluk sürekli yer değiştiriyor. İnsanlığın “insanlaşması” sürecindeki gelişim düzeyi sanki tersine dönüyor; “hayvanca” yönler gün geçtikçe daha baskın hale geliyor. Yaşamı giderek daha katlanılmaz hale getiren “distopik” bir sürecin karanlığına gömülüyoruz.   …

Devamını oku

Bir “anı” kitabı: Her şey bitti… Kişisel kavga sürüyor! 

pdd-arka-logo-1

Son yıllarda sol kesimde “anı” yazma furyası var. ’80 öncesinin devrimci önderleri ve kadroları, bazen bir dönemi, bazense tüm hayatını kağıda döküyor. Kiminde “sözlü tarih” denilen anlatımların ya da röportajların kitaplaşması şeklinde oluyor, kiminde ise klasik “anı” kitabı biçiminde… Esasında “anı” yazmak, emeklilerin, yaşlıların işidir. Bir başka ifadeyle yaptığı işi-mesleğini bırakmış, inzivaya çekilmiş insanların, bir dönemi kapatmasını ifade eder. Yapacağını …

Devamını oku

Sade ve sessiz kaynayan volkan VEİS

Ölenlerimizin ardından Veis’in de çok değer verdiği Fatih yoldaşımızın  önemsediği şekilde davranıyoruz biz de. Çok çok övüp toprağın altında yüzlerini kızartmayacağız. Ama onların temel özelliklerinden öğreneceklerimizi de bilincimize ve yaşamımıza kaydedeceğiz. Tıpkı Selma Aybal, Vedat Çataltepe, Osman Yaşar Yoldaşcan gibi Veis yoldaşı da bir Eylül ayında kaybettik. Sağlamlaştığı toprağı gübrelemek ister gibi ayrıldı aramızdan. “Dost dediğin kara günde belli olur” …

Devamını oku

Bugün günlerden YILMAZ GÜNEY

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney’in aramızdan ayrılışının 34. yıldönümünde, Paris’teki mezarı başında anma yapıldı. PDD okurlarının da içinde bulunduğu kurumlar, Yılmaz Güney’in ölüm yıldönümünde ortak anma çağrısı yaptılar. Tarihi Pere Lachaise mezarlığı içinde yeralan anıt mezarda, yaklaşık 200 kişinin katıldığı kitlesel bir anma düzenlendi. Anma, Yılmaz Güney’in şahsında tüm devrim şehitleri için yapılan saygı duruşuyla başlatıldı. Avusturya İşçi Marşı okundu, Türkçe …

Devamını oku

Kararlılığın, uzlaşmazlığın, cesaretin adı: İSMAİL CÜNEYT (STALİN MEHMET)

Yoldaşları arasındaki adı Stalin Mehmet’ti. Sınıf düşmanlarına karşı öylesine derin bir kin taşıyordu ki, ona bu adı vermişlerdi. İsmail Cüneyt, ideolojik-siyasi-örgütsel atılımın ve boşlukları doldurmanın adı oldu hep. İsmail Cüneyt, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yoksul bir köylü ailesinin çocuğuydu. O, küçük yaştan itibaren sefalet içinde büyüdü. Lise çağlarında devrimci düşüncelere ilgi duymaya başladı. 12 Mart 1971 darbesi gerçekleştiğinde lisedeydi ve tek …

Devamını oku

3 Haziran 1963- Nazım Hikmet yaşamını yitirdi

Dünyanın en fazla tanıdığı Türk şairi ünvanını sahip Nazım Hikmet, yaşadığı süre boyunca işçi ve emekçilerin yaşam ve mücadelelerini şiirlerine döktü. Bu yüzden yıllarca hapis yattı, sürgün edildi. Fakat inançlarından asla taviz vermedi. “Sevdalınız komünisttir” diyerek siyasal kimliğini her koşulda ortaya koydu. “Sosyalist gerçekçi sanatçı” diyordu, “kendi halkının ve diğer halkların sanat geleneklerinden yararlanacaktır… Halkım için, başka halklar için, en …

Devamını oku