Yürüyebildiğimiz yer bizimdir!

1 mayıs şişli

 

1 Mayıs, dünyada ve ülkemizde engellemelere rağmen, yine büyük bir kararlılık ve coşkuyla kutlandı. Bu yılki 1 Mayıs kutlamalarında öne çıkan yer, tabi ki İstanbul oldu. İstanbul 1 Mayısı’nda yaşananlar, sadece Türkiye’de değil, dünyada da, belli başlı haber kanallarının “birinci sırası”nda yer aldı. Nasıl almasın ki?

Devletin polisi, adeta “elimden bir uçanla bir kaçan kurtulur” havası içinde her tarafı tutmuştu. Esasında onların bile kurtulma şansı yoktu. Havadan helikopterle “uçarak” gelmek isteyenlere önlem alınmış, “kaçmaya” kalkanlar ise, doğrudan kafaya sıkılan gaz bombaları ile komaya sokulmuştu.

Adeta ABD’nin “önleyici konsept”ini İstanbul’a uyarladılar. Kitleyi Taksim Meydanı’na sokmamak için, barikatlar Taksim’den kilometrelerce uzak noktalara kuruldu. Bırakalım Taksim’e, Beşiktaş ve Mecidiyeköy merkezlerine ulaşmak bile imkansız hale getirildi. Dahası Asya’dan Avrupa’ya geçiş engellendi. Boğaz Köprüsü’nün tutulması, vapurların çalışması da yasaklanmıştı. Parayla özel motor tutarak geçmeye çalışanlar, “deniz polisi”nin takibine alınıyor ve daha iskeleye yanaşmadan gerisin geri gönderiliyordu. Galata ve Unkapanı Köprüleri, yıllar sonra bir kez daha Meydan’a çıkmak isteyen kitleyi engellemek için havaya dikiliyordu. Metrobüs ve metro gibi temel toplu ulaşım araçları ise hiç çalıştırılmıyordu.

Bütün bu “tedbir”ler, 1 Mayıs kitlesini sözde “korumak”, “can güvenliği”ni sağlamak içindi! Meydandaki sınırlı bir “çukur”u bahane ederek tüm İstanbul’u çukur yaptılar!

Kendilerini çok akıllı, kitleleri ise aptal sanan bu devlet zevatı, Taksim’i 1 Mayıs’a kapatmanın yolunu kendilerince böyle bulmuştu! Asıl amacın sadece bu yıl değil, Taksim’i işçi ve emekçilere tümden kapatmak olduğu her yanından sırıttığı halde, ucuz demagojilerle bunu gizlemeye çalıştılar.

Peki ne oldu? Bu yalanlarına kitleyi inandırabildiler mi? Fiilen koydukları “sokağa çıkma yasağı”nı uygulayabildiler mi? Daha da önemlisi Taksim hedefiyle yola çıkan 1 Mayıs kitlesini engelleyebildiler mi?

Bugüne dek sadece AKP Hükümeti değil, asker-sivil tüm hükümetler 1 Mayıs’ı engellemek istedi. Sadece Türkiye de değil, dünyadaki tüm egemenler 1 Mayıs’ı engellemek için neler yapmadı ki. Ellerinden gelse takvim yapraklarından silip atacaklardı. Ama 100 yılı aşkın süredir işçi ve emekçilerin bu enternasyonal gününe sahip çıkmasını ve onu istedikleri biçimde kutlamalarını engelleyemediler, engelleyemeyecekler. Tarih bunun örnekleriyle dolu.

Sadece Türkiye’de onlarca 1 Mayıs şehidi var. Binlercesi yaralandı, tutuklandı. Son 1 Mayıs’ta buna yenileri eklendi. Hedef gözeterek kafalara bomba attılar, İstanbul semalarını gaza boğdular, ama yine engelleyemediler! Her yer direniş, her yer Taksim oldu! Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu ve hep öyle kalacağı bir kez daha tescillendi.

* * *

Egemenler, 1 Mayıs korkusuyla titremeye devam etsin! İşçi ve emekçiler ve onların öncüleri de, her 1 Mayıs’ta kentlerin en işlek caddelerini, meydanlarını doldurmaya, taleplerini haykırmaya devam edecekler!

İşte Şili, işte Bangladeş! Türkiye’deki görüntülerden farksız 1 Mayıs kutlamalarıyla, bu yıl öne çıktılar.

O Bangladeş ki, 1 Mayıs’tan bir hafta önce bir tekstil fabrikasının çökmesiyle birlikte 500’den fazla işçinin öldüğü, işçinin canının sudan ucuz olduğu, geri bıraktırılmış ülkelerden biri… Aylık 38 dolara, en izbe atölyelerde en sağlıksız koşullarda çalıştırılan, iş cinayetlerinde katledilen işçileriyle, emperyalist tekellerin yeni Afrikası…

O Şili ki, ‘70’li yıllar boyunca askeri faşist diktatörlükle yönetilmiş, en iyi evlatlarını işkencelerde yitirmiş, emperyalizmin “neoliberal politikaları”nın laboratuarı olmuş, yıllar yılı ABD’nin “arka bahçesi” olarak yağmalanmış, sömürülmüş bir ülke… Birçok yönüyle “kader ortaklığı” yaptığımız, coğrafi olarak uzak, ama duygu olarak çok yakın hissettiğimiz bir Latin ülkesi…

Türkiye, Şili, Bangladeş…

Bu 1 Mayıs’ta üzerinde en çok konuşulan bu üç ülke, hem tarihsel, hem güncel birçok ortak özelliği taşıyor. Üçü de cuntalar ülkesi, başta ABD olmak üzere emperyalizmin yeni sömürgeciliği altında “ucuz işgücü pazarı” olarak sömürülmüş, sömürülüyor. Ve her gün bir işçi, emekçi kardeşini, iş cinayetlerinde, polis teröründe kurban veriyor.

1 Mayısların bu ülkelerde yasaklanması tesadüf olabilir mi? Onca baskı ve sömürüye karşı biriken büyük öfkenin patlamasından duyulan korkudur bu. Ama görüldüğü gibi korkularının ecellerine faydası yok! İ

İşçi ve emekçiler özellikle de 1 Mayıs günü, tüm bentleri aşan bir sel gibi akıyor ve önlerine dikilen engelleri birer birer yıkıyorlar.

* * *

Dünyada ve Türkiye’deki 1 Mayıs manzaraları, bir kez daha kapitalizmin vahşetini ortaya koyduğu gibi, işçi ve emekçilerin sömürüsüz, sınıfsız, savaşsız bir dünya özlemini ve bu uğurdaki mücadelesini de gözler önüne serdi.

Sınıfın enternasyonal birliğe ve dayanışmaya olan ihtiyacını ve bu ihtiyacı karşılayacak komünist öncülere gereksinimi yakıcı bir şekilde hissettirdi.

Bunun sorumluluğunu yüreklerimizde ve bilinçlerimizde hissetmeli, bu 1 Mayıs’ta olduğu gibi her yerde öncülük misyonumuza uygun hareket etmeliyiz.

Bunlara da bakabilirsiniz

İran’da kitleler sokakta

İran’da 22 yaşındaki genç bir kadının polis tarafından öldürülmesi, ülkede son yılların en büyük kitle …

12 Eylül ve Nevin Berktaş belgeseli…

12 Eylül’ün yıldönümünde, Nevin Berktaş ile röportaj yapıldı ve bir belgesel hazırlandı. Oda TV’nin hazırladığı, …

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …