Caferi camisine saldırı…

caferi-camii

“Sorumluluk makamındakiler bu işin sorumlusudur”

Geçtiğimiz ay, İstanbul-Esenyurt’ta bulunan Caferilerin camisi saldırıya uğramıştı. Bu saldırının arkasında IŞİD ya da benzer radikal dinci grupların olma ihtimali yüksek. Çünkü emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin dinsel-mezhepsel ayrımları kullanarak halkı birbirine düşürdüğünü ve Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiğini görüyoruz. Ülkemizde de benzer kışkırtmalar yapıldı, yapılıyor. Bunun son örneği Caferilere yönelik saldırı oldu. Hiç kimsenin inançları yüzünden aşağılanmasına, saldırıya uğramasına, öldürülmesine izin vermemeliyiz. Bunların egemenlerin bir oyunu olduğunu bilerek, dinsel-mezhepsel-ulusal her tür ayrımcılığa karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz. Bizim duruşumuz, sınıfsaldır. İşçi ve emekçilerin birliğini sağlamalı, sömürücülerin karşısına tek bir vücut olarak çıkmalarını başarmalıyız. Onun için halkı bölüp parçalayan her tür yapay ayrımın karşısına duruyor, Caferilere dönük saldırıyı da bu bakışaçısıyla ele alıp kınıyoruz.

Konuyla ilgili Caferi derneklerinde faaliyet yürüten bir kişiyle yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

 

PDD: Yakın zamanda kundaklanan bir cami var, bunun kimler tarafından yapıldığını düşünüyorsunuz?

Kimin yaptığından ziyade, amacın ne olduğunu görmek lazım. Eğer sorumluluk makamındakiler, sürekli olarak “Şiiler böyle, Aleviler şöyle” derse, insanları kışkırtırsa, Şii antipatisi, Alevi antipatisi oluşması doğaldır. Sorumluluk makamındakiler bu işin sorumlusudur. Sebebi onlardır, yapanların bulunması onların sorumluluğundadır.

 

Aynı gün bulunabilir miydiler?

Tabi ki aynı gün bulunabilirlerdi. Yakılan Sünni camisi olsaydı, yer yerinden oynardı. Ayakkabıyla bir camiye girilmemesine rağmen içerde içki içilmemesine rağmen, sürekli bu dillendirildi. Tamamen Gezi Parkı eylemlerini karalamak için kurulmuş bir oyun olmasına rağmen, ısrarla kullandılar. Ama Caferilerin camisi, Allah’ın kitabı yakıldığı halde, faili bulunmadı, basın açıklaması bile yapılmadı. Demek yapan yandaş ki, onun tarafında ki, bunu yakalama ihtiyacı duymadı. IŞİD’in yapma ihtimalini görmüyorum, çünkü kamuoyunda IŞİD’e karşı nefret oluştu. Biz bunların katil olduğunu, sapık olduğunu sürekli söylüyorduk. Bunların dinle alakası yok.

 

IŞİD’i kimler destekliyor sizce?

Türkiye destekledi, TIR’larla yardım IŞİD’e aktı. TIR’ları durduranlara “ajan” denildi, “paralel yapı” denildi. IŞİD, Türkiye’den destek aldığı için, burada eylem yapacağını düşünmüyorum.

 

Saldırıyı kimin yaptığını düşünüyorsunuz?

Olayın yapılış planlamasına bakarsak, iş biraz planlamalı yapılmış, prafesyonel yapılmış gibi görünüyor. Bizi, Şii’liği Caferi’liği temsil eden şeyler içerde. Bunlar biraraya toplanmış. Aşurayı temsil eden şeyler, beşik gibi temsili şeyler yakılmış. Mesaj verilmeye çalışılmış. Kütüphaneyi de yakmışlar. Orada Kuran-ı Kerim de vardı, o da müslümanların hepsini temsil eder, sadece Caferileri temsil etmez, oda yakılmış. IŞİD’in kolu olmasa da IŞİD zihniyetli olduğu kesindir. Eğer devletimiz, emniyetimiz, bulmak isterse 24 saatte bulabilirdi. Belki de bunların parmağı vardır, ne amaçlanmıştır, cevap çok genişliyor. Şahsi yorumum olarak söylüyüm, bence Türkiye’deki Caferiler’e saldırarak toplumsal algı yaratılıyor. Bu daha büyük olayların alt yapısıdır. Eğer Sünni kardeşlerimiz, -Caferi’liği bir kenara bırakıp- “Camii, Kuran nasıl yakılır” diye ayağa kalksaydılar, bulunması da kolay olurdu, insanları da rahatlatırdılar. “Falan tinerci de yapmış” deselerdi, o da olurdu. Ama hiç birşey yok!

 

Yeni saldırılara karşı önlem alıyor musunuz?

Camilerimizin kendilerine göre tedbirleri var, bizim de kendimize göre önlemlerimiz var. “Nasıl korktular” şeklinde bir imaj vermek istemiyoruz. Gerçekte korkmuyoruz da! Hz. Hüseyin’in mesajıyla onun geleneğiyle olgunlaşmış kişiler olarak bizim ölümden korkumuz yok! Ölümden kormayan neden korkar? Şunun da oluşmasını istemiyoruz; isteyen gelir, istediğini yapar! Hayır, yapan bundan sonra fazlasıyla cezasını alır!

 

Daha sonraki günlerde yine tehditler oldu mu?

Aynı sabah, caminin önüne 1-2 kişi gelmiş, “hepinizin kafasını keseceğiz, burada namaz kıldırtmayacağız” diye bir şeyler söylemiş. Kim duymuş, nasıl olmuş, duyan niye müdahale etmemiş, bunu bilmiyoruz. Doğruluğunu da bilmiyorum. Normal şartlarda camii yakılmış, bunun devamının gelmemesi için en azından bir polis nöbeti olması lazımdı, olmadı. Kendimiz nöbet tuttuk. Gençler birbirinden nöbeti devraldı. Burada çatışma olsun da millet toplansın gibi birşey olduğunu sanmıyorum. Hedef bu değil. İlk taş atıldı, kimse ses çıkarmadı, demek ki ikincisi olduğunda, daha büyük bir saldırı olursa, camii içinde cemaat varken mesela… Sanki insanları böyle birşeylere alıştrmak istiyorlar. Böyle şeylere aşina olunması, “Caferilere saldırılar olabilir” algısı yaratılmak istendiğini sanıyorum. Bunlar Aleviler’e, Kürtler’e de yapıldı biliyorsunuz. Bunları normalleştirmeye, olağan şeylermiş gibi göstermeye, toplumu alıştırmaya çalışıyorlar.

 

İlerleyen dönemlerde Şiiler’e karşı daha büyük baskıların geleceğini düşünüyor musunuz?

Şahsi düşüncem, bu iş böyle olmaz. Sorumlu makamların, en azından İçişleri Bakanı’nın oraya gelip bir ziyarette bulunması lazımdı, bu olmadı. Kınama mesajı yayınlaması lazımdı, Başbakan da demiyoruz, İçişleri Bakanı bile yapmadı bunu. Sonuçta dini kulanıyorlar, ama senin mensubu olduğun dinin kitabı yakılmış, hiç bir tepki yok! Fevri bir eylem olduğuna, bireysel olduğuna inanmıyorum.

Bunlara da bakabilirsiniz

İran’da kitleler sokakta

İran’da 22 yaşındaki genç bir kadının polis tarafından öldürülmesi, ülkede son yılların en büyük kitle …

12 Eylül ve Nevin Berktaş belgeseli…

12 Eylül’ün yıldönümünde, Nevin Berktaş ile röportaj yapıldı ve bir belgesel hazırlandı. Oda TV’nin hazırladığı, …

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …