“Tek çare örgütlenmek!”

divan-iscileri

Taşdelen’de kurulu olan Divan Pastanesi işçileri, Şubat ayından bugüne direnişteler. Sendikalaştıkları için işten atıldılar ve haklarını savunmak için direnişe başladılar. Bugüne kadar birçok eylemler yaptılar, bildiri dağıttılar, yürüyüşler gerçekleştirdiler. Divan’ın sahibi Koç’a ve tüm işçi sınıfına seslerini duyurmaya çalıştılar. Direnen işçilerden gelen mektubu yayınlıyoruz.

* * *

Merhaba PDD okurları,

Ben yaklaşık iki buçuk yıldır Divan işletmelerinde çalışıyordum. Her işyerinde olduğu gibi bizim de birçok sıkıntılarımız vardı. Düşük maaşlar, zorunlu mesailer vb… Üstelik yılbaşında aldığımız zamlar da beklediğimiz gibi olmadı.

Biz buna karşılık imza topladık, yönetime bildirdik. Fakat bizim sesimizi duymadılar. Grup grup toplayıp, bizi yıldırmaya, dağıtmaya çalıştılar. Hatta Genel Müdür Yardımcısı, “bu imzalarla  cumhurbaşkanına bile gitseniz, hiçbir şey değişmeyecek” dedi.

Bizim bu haklı talebimize cevap vermediler. Sonra DİSK-Gıda İş sendikasına üye olduk. Toplam 120 kişi çalışıyoruz, 72 üye topladık. Sendikaya üye olduğumuzu duyan yönetim, önce 3 arkadaşımızı, sonra 9 arkadaşımızı, toplam 12 kişiyi işten tazminatsız çıkardı. 9 kişiyi akşam saat 12.00’de arayıp, “yarın hava karlı, boşuna gelmeyin” dendi. Biz onları dinlemedik ve kalktık gittik. O gün çok soğuktu, kar yağıyordu. İlk çıkarılan 3 arkadaşla birlikte dışarıda direnişe başladık.

İlk gün işyerinin tamamı iş bıraktı. Direnişe herkes katıldı. Sonrasında içimizden bazıları işe geri döndüler. Kalan 51 kişi içerde, 4 kişi dışarda direnişe başladık. İçerdekiler 3 gün yemekhanede bekledi. Sonra onlar da sendika temsilcisiyle dışarıya çıktılar. Ama yeri göğü inleterek, slogan atarak çıktılar.

Tam 49 gündür çadırdayız. Bu zamana kadar çok eylemler yaptık. Koç grubunu hedef alan eylemler, basın açıklamaları yaptık. İlk zamanlar, sendikayla iki görüşme yaptılar. İkisi de olumsuz sonuçlandı. Kulaklarını tıkamışlar, sesimizi duymak istemiyorlar. Ama bizim onurlu ve kararlı duruşumuz, onları dize getirecektir. Bizim gücümüzden korkuyorlar.

Sırtımızdan milyon dolarlar kazanıyorlar. Ne zaman hakkımızı istedik, anayasal hakkımız olan sendikaya üye olduk, kapının önüne koydular. Bize ve çocuklarımıza acımadan, kendi çocuklarının geleceğinden endişe ediyorlar. Ama bizim çocuklarımızın geleceği, onların umurlarında değil! Bütün patronlar aynı!

Onların sendikaları, dernekleri var, ama bizim sendikalı olmamızı istemiyor. Onlara karşı birleşip güçlenmemiz lazım. Bu direnişten öğrendim ki, birlik olmadan hiçbir şey olmaz! Tek çare örgütlenmek! Her yerde, her işyerinde örgütlenip, üretimden gelen gücümüzü birleştirmeliyiz! Sendikalaşmalıyız! Çalışan biziz, üreten biziz, neden patronlar kazansın? Haklarımıza sahip çıkmalıyız!

Selam olsun bütün işçi sınıfına!

Direnen bir Divan işçisi 

 

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …