Soma madenci katliamının mahkemesi sürüyor

soma

“Yaşam odası olsaydı, tüm arkadaşlarımız kurtulacaktı.”

Böyle haykırıyor bir maden işçisi, Soma katliamının görüldüğü son duruşmada. “Yaşam odası olsaydı tüm işçiler kurtulurdu!”

Bu cümleleri haykıran işçi, kapitalizmde işçi sağlığının ve güvenliğinin hiçbir önemi olmadığını, onlar için tek amacın daha fazla paranın gelmesi olduğunu farkında mıdır bilmeyiz. Ama biliyoruz ki, bu sistemde işçi sağlığı ve güvenliği, sınıfın mücadele gücü kadardır.

Manisa’nın Soma ilçesinde 300’den fazla maden işçisinin yaşamını yitirdiği katliamla ilgili 8’i tutuklu 46 kişi hakkında açılan davanın 4. duruşması yapıldı. 14 Ekim günü Akhisar Ağır Ceza mahkemesinde yapılan duruşmaya, yine işçilerin anlatımları damga vurdu. İşçiler, bir kez daha hiçbir önlem alınmadığını, katliamın göz göre göre gerçekleştiğini anlattılar. Önlemler alınmadığı gibi, gaz maskelerinin ve telefonların da bozuk olduğu anlaşıldı.

Katliamdan sağ kurtulan şalterci Ramazan Akkoç, yangını yetkililere haber vermek istediğini fakat telefonun çalışmadığını belirti. Başka bir işçi, “U3 panosunda top atımı oldu, 15 dakika sonra duman geldi. Telefon etmek istedik bozuktu”. Diğer bir işçi, “benim bulunduğum yerdeki telefon bozuk olduğu için, 155 denen yere gidip telefon getirdim, amir benden aldı” dedi.

Çalışma temposunun çok yüksek olduğu, amirlerin sürekli “daha hızlı, daha hızlı” diye bağırdıkları, katliamdan sonra çok dillendirilmişti. Hatta Soma Holding Başkanı, madeni aldıklarından sonra üretimi kat kat artırdıklarını söyleyerek övünmüştü. Katliamdan kurtulan bir işçi, “banttan mal gidiyordu, bant durunca amirler kızardı, diğer bançı gelmeden ben çıkamazdım” diyor. Sadettin Özkoç adlı işçi, katliam günü en çok ölümün yaşandığı S3 panosunda çalıştığını, olay anında temiz hava geçen istim borusuna delik açarak hayatta kaldığını anlattıktan sonra, üretimde baskısının en çok taşeron çavuşlarından geldiğini, “4 kasa çıkarmamız gereken yerde 6 kasa çıkarmamızı istediler” diyerek hangi koşullarda çalıştıklarını resmediyor. İşçiler müfettişler gelmeden önce patronların haberi olduğunu, amirlerinin buna göre ocağı düzenlediklerini ve “bugün müfettiş gelecek, herkes ayağını denk alsın” şeklinde amirlerden fırça yediklerini ifade ettiler.

Mahkeme salonunda başka işçilerin de benzer anlatımları oldu. Bu kadarı bile katliamın patron-devlet işbirliğiyle gerçekleştiğini, işçilerin en ağır koşullarda ve hiçbir önlem alınmadan çalıştırıldığını ortaya koyuyor. İşbirlikçi sendikacılar da, işçilerin yanında değil, patronların yanında saf tuttarak bu suçun ortağı durumundalar.

Her şey bu kadar açık bir biçimde ortadayken, Soma Holding’in esas patronu dışarda işlerinin başında. Keza patron kadar bu katliamda suçlu olan devlet yetkilileri ve hükümet yetkililerine dönük her hangi bir soruşturma açılmış değil. Tutuklu-tutuksuz yargılananlar da, suçlu olmadıklarını söyleyip tahliye istiyorlar.

Bu ülkenin iş cinayetleri sabıkasının ne kadar kabarık olduğu biliniyor. Şimdiye kadar yaşanan iş cinayetlerinde hak ettikleri cezayı alan olmadığı için, Soma’da yargılananlar da bir biçimde sıyrılacaklarını düşünüyorlar. Bugüne dek tutuklu kalmaları veya yargılanmaları bile, Soma katliamına karşı yükselen tepkilerin ve mücadelenin eseridir. Bundan sonra da gerek Soma davasını, gerekse diğer iş cinayetleri mahkemelerinde alınacak kararları, işçi ve emekçilerin mücadelesi belirleyecektir.

Soma’da başta iş cinayetine uğrayan kişilerin aileleri olmak üzere, devrimci-demokrat avukatların, kitle örgütlerinin duruşmaya kitlesel katılımları, sanıkların tahliye istemlerini reddetmelerini sağladı.

Son duruşmada Somalı aileler, Ankara katliamında şehit düşenler için, duruşmanın ilk oturumuna katılmadılar. Soma ile Ankara katliamının sorumlularının aynı kişiler olduğunu söyleyerek, Ankara şehitlerine sahip çıktılar. Ailelerin bilinç düzeyindeki bu sıçrama, devleti, Soma’nın katillerini yargılamak zorunda bırakmaktadır.

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …