İntihar değil cinayet!

cansel-buse-kınali

Bu defa Kayseri’den geldi vahşi haber. Melikgazi ilçesi, M. Eminoğlu Anadolu Lisesi’nde okuyan Cansel, matematik öğretmeninin tecavüzüne uğradığı için intihar etti.

Bu bir intihar değildi elbette; Cansel öldürülmüştü. Öğretmeni tecavüz ederek öldürmüştü onu… Uğradığı saldırının ardından okul yönetimine anlattı durumu. Bir çare istedi; okulun öğretmene müdahale etmesini istedi. Bu defa da okul yönetimi öldürdü onu… Cansel’in anlattıklarının doğru olduğunu onlar da biliyordu aslında. Ancak “okulun prestijini korumak” adına, olayı örtbas etmeye çalıştılar. Saldırıya uğramış bir çocuğu değil, tecavüzcü bir öğretmeni korumak istediler. Cansel’i de susturmaya çalıştılar.

Ve Cansel kaldıramadı bütün bu saldırıları. Tecavüzcü öğretmenle birlikte, tecavüzü koruyan okul yönetimi, birlikte katlettiler onu.

Cansel lise öğrencisiydi. Notları çok yüksekti ve tıp fakültesine girmek istiyordu. Okulda hafta sonu düzenlenen kurslara da bu nedenle katılıyordu. Babasının tabancasını kafasına sıktığı zaman, ailesi onun “sınav stresine dayanamadığı” için intihar ettiğini düşündü. Ölen arkadaşlarının hesabının sorulmasını isteyen arkadaşları ise, gerçek sebebi internet üzerinden anlatmaya başladılar. Tüm okul yönetiminin bu cinayette payı olduğunu, hepsinin de cezalandırılması gerektiğini söylediler.

Olayın duyulması üzerine tecavüzcü öğretmen Bayram Özcan tutuklandı, okul yönetimi ise açığa alındı. Oysa olayı örtbas ederek tecavüzcü Bayram Özcan’ın suçlarına ortak olan, tecavüzcünün başka öğrencilere de saldırmasını meşrulaştıran ve önünü açan okul yönetimi de, en az onun kadar suçludur. Ve tecavüze ortak olmaktan, bilinçli biçimde tecavüzcüye yardım etmekten yargılanmalıdır.

Devlet politikasıyla tecavüz

Sadece okul yönetimi değil, devletin bütün kurumları, tecavüzü meşrulaştırmak, tecavüzcüyü korumak üzere hareket ediyor. Diyanet işleri, 9 yaşındaki kızına sarılırken şehvet duyan sapıklığı meşrulaştıran fetvalar veriyor mesela. Tecavüze uğrayan kadının “gece 3’te sokakta ne aradığını” sorguluyor mesela, ya da “neden mini etek giydiğini”, “gözüne kalem çektiğini”…

Bu sorularla, tecavüze uğrayan kadını suçluyor, tecavüzcüyü “mağdur” haline getiriyor. Öyle ya, mini etek giyen, gece geç saatlerde hangi nedenle olursa olsun sokakta olan kadın tecavüzü hakediyor! Neden erkekler suçlu olsun ki!

En çok da “pişmanım” diyen katilleri tahliye-beraat ettirerek koruyor devlet. En vahşi saldırıları gerçekleştiren biri katil ya da tecavüzcü, takım elbise giyerek hakim karşısına çıktığında, “iyi hal” indirimi uygulanıyor. Ölen kadının toprak altındaki bedeni soğumadan, katili tahliye ediyorlar. Kadına yönelik şiddet, resmi devlet politikası olarak her geçen gün biraz daha artıyor, biraz daha yaygınlaşıyor.

Ve ancak, kitle mücadelesi yükseldiğinde, katiller, tecavüzcüler, sapıklar cezasını buluyor. Tıpkı Özgecan’da olduğu gibi, tıpkı Cansel’de olması gerektiği gibi…

Bu nedenle, kadına yönelik şiddete karşı, kadınıyla, erkeğiyle bütün toplumun mücadele etmesi; şiddeti uygulayanları koruyan devletten hesap sorması gerekiyor.

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …