Yeni haziranlar yaratmak için İLERİ!

52kapak

Yeni hükümet kuruldu. Davutoğlu azledildi, Binali Yıldırım “kabine amiri” olarak atandı. Hükümetin bileşimi ve yapılan açıklamalardan anlaşıldı ki, sadece isim değişikliği değil, politika değişikliğine de gidiliyor. Suriye’de Esad rejiminin güçlenmesiyle zor durumda kalan Erdoğan, bunun faturasını Davutoğlu’nun üstüne yıkmaya hazırlanıyor.

Zaten Suriye’de “kırmızı çizgiler” çoktan çiğnenmişti. “Fırat’ın batısı” daha önce PYD tarafından geçilmeye başlanmıştı. Ardından IŞİD’in hakimiyetine geçti. Şimdi PYD ağırlığında Suriye Demokratik Güçleri Membiç’e doğru ilerliyor. ABD’nin PYD ile ilişkisi ise, azalmak bir yana daha da artıyor. PYD ile Rakka’ya saldırı başlatıldı. ABD’li subaylar YPG armalarıyla göründü.

Türkiye’nin oluşturduağu veya destek sunduğu radikal dinci gruplar, ya dağılmış ya da güç kaybetmiş durumda. Böylece Suriye’deki etkisi iyice azaldı. Buna karşın AKP hükümeti MİT’le ilgili yeni yasa tasarısı hazırlığı içinde. Bu tasarıya göre, MİT Tırları artık aranamayacak! Belli ki, önümüzdeki dönem yine tırlar dolusu silah sevkiyatı planlanıyor.

MİT’le ilgili bir diğer gelişme, Hakan Fidan’ın müsteşarlığına son verileceğidir. Bu da Erdoğan’nın başta Suriye olmak üzere dış politikadaki bütün başarısızlıkları Davutoğlu-Fidan ikilisine yıkmak istediğinin bir başka göstergesidir.

Dış politikada bunlar olurken, içte de “çözüm süreci”nin yükünden kurtulmaya çalışıyorlar. Erdoğan, “Dolmabahçe mutabakatı”nın baş aktörü Yalçın Akdoğan’a yeni hükümette görev vermeyerek son noktayı koydu. Yanı sıra yaptıkları açıklamalarla Kürt halkına karşı savaşı tüm şiddetiyle sürdüreceklerini ilan ettiler.

                            * * *

Suriye’den farksız hale getirdikleri Kürt illeri savaşın yıkımını bütün ağırlığını taşıyorlar. Operasyonların tamamlandığı yerler harabe halinde. Mahallesine dönen halk evini bulamıyor. Yerle bir edinmiş çünkü. Ya da duvarları yıkılmış, eşyalar parçalanmış, her tarafa saçılmış halde…

Her bölgede yüzlerce ölü, binlerce yaralı var. Roboski’de kaçakçılık yapan insanların üzerine yine ateş açıldı. Encü ailesinden bir çocuk daha can verdi. Nusaybin’de 500’ün üzerinde insanı katlettiler. PKK’nin geri çekilme kararına rağmen operasyonlar tüm hızıyla sürüyor. Teslim olan bir grup üzerinden kara propagandayı en yüksek perdeye çıkardılar. 9 aydır operasyonları bitirememiş olmanın üstünü bu şekilde örtmeye çalışıyorlar.

Bunun bir parçası da HDP’li vekillerin dokunulmazlığının kaldırılmasıdır. Mecliste düzen partilerinin ittifakıyla bunu başardılar. Şu anda 50 HDP’li milletvekili 400’ün üzerinde dosyadan yargılanmakla karşı karşıya. Birçok belediye başkanı ve yöneticisi zaten tutuklanmış durumda. Kürt belediyelere de kayyum atama hazırlığı içindeler.

Saldırılar Kürt halkıyla da sınırlı değil. İşçi ve emekçiler üzerindeki sömürü ve baskı giderek artıyor. Davutoğlu-Erdoğan çekişmesi arasında meclisten “kiralık işçi” tasarısını geçirdiler. Adeta “cambaza bak” denilerek bu büyük saldırı paketi yasalaştı. Şimdi kıdem tazminatını gaspetme gündemde. Öte yandan kamu emekçileri sürgün ve cezalarla bunaltılıyor. İş güvencelerini yok edecek saldırılar planlanıyor.

İşçi ve emekçiler artan hak gasplarının yanı sıra işsizlik ve açlık tehlikesi ile karşı karşıyalar. Aylardır ücretlerini alamayan maden işçileri kendilerini maden ocağına kapatıp ölümüne bir direniş sergiledi. Zonguldak madencilerini Ermenek takip etti. İşçiler artık ölümü göze alan bir direniş yapmadan ücretlerini bile alamaz hale getirildiler. 

Erdoğan ve AKP hükümeti, iç ve dış politikada dümen kırarak ömürünü uzatma peşinde. Partili cumhurbaşkanlığından başkanlığa kadar çeşitli biçimler altında yerini sağlamlaştırma telaşında.

Bunun için dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla mecliste oluşacak boşluğu değerlendirmeye çalışıyor. Erken seçimden, referanduma her yolu denemeye hazırlanıyorlar.

Diğer yandan devletin tüm kurumlarının kendilerine bağlı olduğunu gösteren atraksiyonlar yapılıyor. Örneğin “yüksek yargı” olarak adlandırılan Danıştay, Sayıştay, Yargıtay başkanlarıyla birlikte Erdoğan, Rize’de çay topluyor. Genelkurmay Başkanı ile birlikte tatbikatta poz veriyor. Sürekli güç gösterisi yapma ihtiyacı içindeler.

Bütün bu çabalar, içerde-dışarda yaşadığı itibar kaybını ve güç yitimini örtbas edebilir mi? ABD, Zarrab dosyasını adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi elinde tutuyor. 17-25 Aralık dosyası bu kez uluslararası platformda gündeme gelebilir. Almanya, Ermeni soykırımını kabul eden tasarıyı meclisten geçiriyor. İngiltere, Türkiye’nin AB üyeliğinin 3000 yılında gerçekleşebileceğini söyleyerek dalga geçiyor.

Ki bunlar, AKP’nin en yakın destekçisi olan ülkeler. Komşu ülkeleri ve Rusya’yı saymıyoruz bile. Dolayısıyla Erdoğan ve AKP dışarıdan kuşatılmış durumda. Fakat belirleyici olan içerideki mücadeledir. Ve AKP’yi bitirmesi gereken, ondan en büyük zararı görmüş işçi-emekçi kitlelerdir.

Haziran direnişinin üçüncü yıldönümünü yaşadığımız günlerdeyiz. Erdoğan’ın ve AKP’nin asıl kabusunun Haziran günleri olduğunu biliyoruz. Son 1 Mayıs ve Haziran kutlamaları, devletin tüm engellerine rağmen coşkuyla gerçekleşti. Bu eylemler, yeni direnişlerin muştusunu veriyor. O günlere hazırlanmalı ve onların kabuslarını gerçek kılmalıyız.

Bunlara da bakabilirsiniz

Seattle’da “özerklik” ilanı

ABD’de George Floyd isimli siyahın polis tarafından katledilmesinin ardından başlayan büyük kitle gösterileri, yeni bir …

Fransa’da sağlık çalışanlarının genel grevi

Fransa’da sağlık çalışanları, sağlık sisteminin düzeltilmesi, kötü çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ücretlerin artırılması gibi yaşamsal …

Korona bahane, doğa talanı sürüyor

Doğa eylemlerinde en yaygın kullanılan slogan, “üstü altından değerlidir” oldu. Doğaya, o doğanın barındırdığı bitki …