Kutup Yıldızı belgeselinin gösterimi yapıldı

fatih-belgeselb

M.Fatih Öktülmüş’ün hayatının anlatıldığı Kutup Yıldızı (ağacın köklerinden biri) belgeselinin galası, İstanbul’da Cine Majestic Sinemaları’nda gerçekleştirildi.

19 Haziran günü gerçekleştirilen gösterimde sinema salonu dolup taştı. Sinema salonuna Mehmet Fatih Öktülmüş’ün resmi ve son sözlerinin yer aldığı iki pankart asıldı. Gösterime gelenleri Fatih gülen yüzü ve denetleyen gözleriyle karşıladı.

Gösterim başlamadan önce, salonda toplanan kitle, Mehmet Fatih Öktülmüş ve tüm devrim şehitleri için saygı duruşuna davet edildi. Saygı duruşu esnasında Adnan Yücel’in dizeleri okundu:

“Saraylar saltanatlar çöker / Kan susar bir gün / Zulüm biter / Menekşeler de açılır üstümüze / Leylaklar da güler… /Bugünden geriye / Bir yarına gidenler kalır / Bir de yarınlar adına direnenler…”

Ardından Mehmet Fatih Öktülmüş’ün neden “Kutup yıldızı” olduğu bir yoldaşı tarafından anlatıldı.

 

Sosyalizmden günümüze ışınlanmış

“yeni tipte insan”

Mehmet Fatih Öktülmüş, 1984 yılının 17 Haziran’ında şehit düştü. Ölümünün üzerinden tam 32 yıl geçti. Ama onu tanıyan, onunla bir biçimde yolu çakışan herkes için hala capcanlı. Çünkü o, sadece yoldaşları için değil; yüreği emekten, devrimden yana atan herkes için ayrı yere, öneme sahip. Belgeselde bir kez daha buna tanık olundu.

Mehmet Fatih Öktülmüş, Türkiye devrimci hareketinin yetiştirdiği sayılı önderlerden biridir. O, bunu daha yaşarken başarabilen ender bir örnektir. Yıllar yılı işkencehanelerde, zindanlarda boyuneğmezliği ile tüm devrimcilerin, demokratların sevgisini, saygısını kazandı. Tanıştığı her işçinin, emekçinin yaşamında unutulmaz bir yer edindi. Bulunduğu her yere ışık saçtı, yol gösterdi. Ve bunu büyük bir mütevazılık içinde yaptığı için, ona duyulan güven ve hayranlık çok daha güçlü ve kalıcı oldu.

Kavganın şairi Adnan Yücel, şiirlerinde Fatih’i “KUTUP YILDIZI” olarak imgelemiştir. Bu imge, onu tanıyan herkes tarafından benimsendi, adeta onunla özdeşleşti. Afiş oldu, kitap oldu ve belgesel filme adını verdi.

Fatih gibi önderleri asla unutmamak ve unutturmamak gerekiyor. Ama daha önemli olanı, onları yeni kuşaklara aktarabilmektir; önlerine bir örnek olarak koyabilmek ve bir bayrak gibi taşamalarını sağlamaktır.

Üç yıl önce Türkiye tarihinin en büyük halk ayaklanması olan Haziran direnişini yaşadık. Aynı günlerde Fatih’in ölüm yıldönümü olduğu için, anması da Taksim Meydanı’nda yapıldı. Gezi Parkı’nın girişinde Fatih’in pankartı dalgalandı. Bu, Fatih’in yaşadığının ve kuşaktan kuşağa aktarıldığının önemli bir göstergesiydi.

Köklerimiz toprakta tarihten geliyoruz! Köklerimizden biridir Fatih! Tıpkı Pir Sultan, Şeyh Bedrettin, Mustafa Suphi gibi… Deniz, Mahir, Kaypakkaya gibi… Onlar, Türkiye devriminde her daim yaşayacaklar…

Fatih’i tanımlarken, yoldaşları “sosyalizmin ‘yeni tipte insanı’nın günümüze düşmüş haliydi” dediler. Dolayısıyla onun erdemlerini, inançlarından, ideallerinden bağımsız ele alamayız. Fatih’i Fatih yapan, devrim ve sosyalizm idealine, ihtilalci komünist fikirlere olan derin inancı ve sarsılmaz bağlılığıydı.

Bu inanç ve bağlılık, onu faşizmin inlerinde yenilmez kıldı; sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan değil, yargılayan yaptı; en karanlık, en umutsuz günlerde çevresine ışık saçtı. Ve yaşamının her anında olduğu gibi, ölümüyle de buzkıran oldu…

Onun en önemli özelliklerinden biri de devrimci olan herkesi kucaklaması ve birleşik mücadeleyi örmesidir. İlk tutsaklığını, Denizleri kurtarmak için yapılan bir kamulaştırma eyleminde yaşadı. Son tutsaklığında ise, 12 Eylül faşizminin yaptırımlarına direnen devrimcilerle birlikte bedeniyle barikat oldu. Ve adım adım ölüme yürürken, herkese zaferi mujtuladı. “Ölebiliriz ama BİZ KAZANACAĞIZ” sözü, sonraki ölüm orucu eylemlerinin, ardından işçi direnişlerinin sloganı oldu…

Bugün Fatih savaşa ve faşizme karşı mücadelemizde yaşıyor. Bölgemizde emperyalist paylaşım savaşı, ülkemizde kirli savaş hüküm sürerken, bir kez daha Fatih’in sözleriyle haykırıyoruz: BİZ KAZANACAĞIZ!

Çünkü onlar, karanlığı, gericiliği, vahşi sömürü düzenini temsil ediyorlar. Bizler ise, insanlığın geleceği, aydınlık yarınlarıyız… Ne yaparlarsa yapsınlar, tarihin bu zorunlu akışını durduramayacaklar.

Zafer bizim olacak, BİZ KAZANACAĞIZ!

 

İşçiler Fatih’i anlattı

Belgeselin önemli bir bölümü, Fatih’in işçi sınıfı içindeki çalışmasına ayrılmıştı. Bugün 50-60 yaşları arasında olan ‘70’li yılların işçileri Fatih’i anlattılar. Adana Demiryolu işçilerinin sendikalaşmasından, İstanbul Kola işçilerinin toplu sözleşmesine kadar Fatih’in rolüne dikkat çektiler. Sadece işçiler içinde değil, öğrenci, öğretmen, mühendis, her kesimi nasıl örgütlediği ve girdiği her yerde büyük bir yaratıcılık örneği sergileyerek tüm engelleri nasıl aştığı yaşanan olaylar üzerinden aktarıldı.

Fatih’in devrimcileşme süreci, ODTÜ’deki Commer’in arabasının yakılması başta olmak üzere ’68 gençlik eylemleriyle birlikte ortaya kondu. Fatih ile Yoldaşcan’ın okul yıllarından itibaren süren yoldaşlığı, Denizli Ziraat Bankası soygunundan, en son Yoldaşcan’ın 12 Eylül’e sıkılan ilk kurşun eylemine kadar omuz omuza savaşmaları, işkencede ilk direnişleri, ilk tutsaklıkları ve birbirinin firarını örgütlemeleri resmedilerek anlatıldı.

Fatih deyince ilk akla gelen direniştir. Onun işkence ve zindanlardaki direnişi ve en son ölüm orucu eyleminde kendini ortaya koyuşu, yoldaşları ve avukatının canlı anlatımıyla seyirciye ulaştırıldı.

Fatih’in işkencede ifade vermeme tutumunun sonrasında kitleselleşmesi, Fatih’in öğrencilerinden Remzi Basalak’ın teşhir masasına tekme vurarak, direniş geleneğine yeni bir halka eklediği aktarıldı.

Haziran Direnişi sırasında Fatih’in anması ile başlayan belgesel, yine Haziran’a atıfta bulunarak, onun “ağaçın köklerinden biri” olduğuyla son buldu.

Belgeseli izleyenlerin çok etkilendiği, kimisinin gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Gazi şehidi Zeynep Poyraz’ın annesi, babası ve yakınları, Kobani şehidi Mahir Arpaçay’ın babası ve yoldaşları da belgeseli izleyenler arasındaydı. Ayrıca Kaldıraç temsilcisi, EÖC temsilcileri, Kızıl Bayrak muhabiri, gösterime katıldılar.

 

Önderler en önde dövüşür

Gösterim bittikten sonra, FÖKEV adına Nevin Berktaş, yönetmen Şaban Karabeli ve senarist Özgür Nehir sahneye çıkarak kitleyi selamladı.

Nevin Berktaş yaptığı konuşmada, “Fatih son sözlerinde, ‘arkamızdan bizi çok çok övüp yüzümüzü kızartmayın’ diyordu. Biz onu övmüyoruz, sadece anlatıyoruz. Ancak onun yaşamı öylesine görkemli ki, kısacık bir anlatım bile büyük bir övgü gibi görünüyor” dedi.

Şaban Karabeli, Fatih’i yeni tanıdığını ve çok etkilendiğini, bu çalışmayla Fatih’i genç kuşaklara tanıtmak istediğini anlattı.

Özgür Nehir ise, devrimci harekette hep söylenen ama doğru düzgün hayata geçirilmeyen sınıf çalışmasının Fatih tarafından gerçek anlamıyla başarıldığını, belgeseldeki röportajların da bunu açıkça gösterdiğini belirtti. Fatih’in işkencede direnişten Ölüm Orucu eylemine kadar her alanda önderlik ettiğini, “önderler en önde dövüşür”ü kendi şahsında somutladığını anlattı.

Seyircilerden bazıları sahneye çıkıp, belgesele emeği geçenlere sarıldılar. Fatih’i bir belgeselde seyretmenin yarattığı yoğun bir duygu ile ayrıldılar.

Bunlara da bakabilirsiniz

Adana’da emekli sendikaları “sermayeye değil emekçiye bütçe” istedi

Adana’da emekli sendikaları İnönü Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Emekliler Dayanışma Sendikası Adana Bölge Temsilciliği, Tüm …

DİSK Genel Kurulu yapıldı: Uzlaşmacı sendikacılığa devam!

  DİSK 9-10-11 Şubat tarihlerinde 17. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Pendik’te lüks bir otelde, ışıltılı bir …

“Bizden de sana bin selam yiğit komünist!” Hacı Köse (22 Şubat 1980…)

Hacı Köse, 1958 yılında Gaziantep’te doğdu. Yaşamı, ailesinin daha sonra yerleştiği İskenderun’da geçti. Devrimci düşüncelerle …