Asker ya da sivil FAŞİZME KARŞI DİRENELİM!

15-temmuz-darbesi

Ülkemiz bir askeri darbe girişimini daha yaşadı. 15 Temmuz Cuma akşamı, ordu içinde bir grup subayın gerçekleştirdiği darbe, kısa sürede bastırıldı. Darbecilerin ağırlıklı olarak Gülen Cemaati’ne bağlı kişilerden oluştuğu ortaya çıktı.

Darbenin kısa sürede bastırılması ve darbecilerin acemice davranışları, çeşitli şüpheleri de beraberinde getirdi. Bunun bir senaryo olduğu, Erdoğan’ın kendi durumunu sağlamlaştırmak için yaptırdığı türünden spekülasyonları doğurdu.

Darbenin “emir-komuta zinciri” içinde gerçekleşmemiş olması, onun zayıf yanını oluşturuyordu. Diğer yandan darbenin yapılacağının önceden öğrenilmesi, darbecileri erken davranmaya zorlamıştı. Ayrıca öncesinde darbecilerden yana görünenlerin son anda vazgeçmiş olma ihtimali de sözkonusuydu.

Bütün bunların, darbecileri planlarının dışına çıkmaya, hatta “erken doğum”a zorlaması ve sonrasında “amatörce” görünen davranışlara yol açması mümkündür. Sonuçta gerçek bir darbe girişimi yaşandı. Fakat bir dizi nedenden dolayı başarılı olamadı.

Bu darbenin emperyalistlerden bağımsız olduğu düşünülemez. Gülen Cemaati’nin ABD ile yakın ilişkileri zaten biliniyor. Onların içinde yeraldığı bir darbenin de ABD’den habersiz olması mümkün değildir.

Darbeye açık destek vermek için sonucunu beklediler. Başarısız oldukları anlaşılınca, ABD ve AB’den kınama mesajları gelmeye başladı. Hiç kuşkusuz başarılı olsalardı, sözde eleştirilerle birlikte destek mesajları gelecekti. Önceki darbelerde ve en son Mısır’da yaşandığı gibi…

Darbenin başarısızlıkla sonuçlanması iyi olmuştur. Fakat bunun zeminini AKP ve Erdoğan’ın yarattığı da unutulmamalıdır. Darbeyi gerçekleştiren subaylar, AKP hükümetleri döneminde terfi ettirildi. Sadece ordu içinde değil, devletin tüm kurumlarında Gülenci Cemaat’in kadrolaşması, esas olarak AKP döneminde gerçekleşti. Bizzat Erdoğan Gülen’e seslenerek “ne istediniz de vermedik” demişti.

Diğer yandan rejimi askıya alarak, anayasayı tanımayarak sivil bir darbe yapılmıştı zaten. Başta Kürt halkı olmak üzere işçi ve emekçilere karşı savaş açılmış, kazanılan haklar birer birer gaspedilmişti.

Kısacası darbe içinde darbe yaşandı. İki gerici-faşist kliğin birbirini tasfiye etmeyi amaçlayan it dalaşının en şiddetli halini gördük, görüyoruz… Böylesi kirli bir savaşta taraf olunamaz! Sivil ya da asker her ikisi de karşı-devrimci olan bu kliklere karşı net bir duruş sergilenmelidir.

Şimdi AKP, askeri darbeyi de önlemiş olmanın verdiği güçle, daha pervasız biçimde saldırıya geçecektir. Bunun işaretlerini daha ilk günden vermiş bulunuyor. Bir yandan rakip klikleri temizlemeye hız vermiştir, diğer yandan halka karşı baskı ve şiddeti artırmaya başlamıştır.

Darbeyi önlemek adına ortalığa saldıkları IŞİD’ci, Osmanlı çetelerin, paramiliter güçlerin sergiledikleri vahşet, asıl olarak halk üzerinde büyük bir gözdağıdır.

Darbe karşıtlığı üzerinden AKP’nin ve IŞİD’ci çetelerin güçlenmesine izin vermeyelim! Faşizme karşı omuz omuza vererek bu saldırıyı püskürtelim!

FAŞİZME KARŞI BİRLEŞELİM, ÖRGÜTLENELİM, SAVAŞALIM!

18 Temmuz 2016

Proleter Devrimci Duruş

Bunlara da bakabilirsiniz

İran’da kitleler sokakta

İran’da 22 yaşındaki genç bir kadının polis tarafından öldürülmesi, ülkede son yılların en büyük kitle …

12 Eylül ve Nevin Berktaş belgeseli…

12 Eylül’ün yıldönümünde, Nevin Berktaş ile röportaj yapıldı ve bir belgesel hazırlandı. Oda TV’nin hazırladığı, …

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …