Kadınları tekmeleyemezsiniz!

diren-kadin-yumruk

Abdullah Çakıroğlu, Ayşegül Terzi’ye tekme atmıştı. Hem de doğrudan yüzüne atılan bir tekmeydi bu. Sebep; Ayşegül’ün şort giymesi. Otobüste, herkesin içinde önce “bunlar şeytan, bunları öldürmek lazım” deme, ardından tekmeleme hakkını kendinde bulmuştu Abdullah Çakıroğlu adlı saldırgan.

Kadın dövmek, artık sıradan bir davranış biçimi. AKP’nin ülkeyi yönettiği dönemde doğallaştı, yaygınlaştı… Bu nedenle hemen her saldırı, saldırganın yanına kar kaldı.

Ancak tepkiler yükselince, polis gözaltına almak zorunda kalıyordu. Bu kez de öyle oldu. Gözaltındayken ne yaptılar bilmiyoruz; belki de Hrant Dink’in katiline yaptıkları gibi kutlamışlar, beraber selfi çektirmişlerdir.

Sonra serbest bırakıldı tekmeci saldırgan. Yeniden yükseldi tepkiler, bu defa tutuklamak zorunda kaldılar.

Yaklaşık iki ay sonra, 26 Ekim günü mahkeme görüldü. Saldırgan kendisini şeriatla savundu. “Dini ve manevi duygularım güçlü” dedi. “Kadının normal bir giyimi yoktu” dedi. “İslami hukukta seksi giyinen kadına kırbaç vurulur” dedi. “Kadının haya perdesi olması için örtünmesi gerekir” dedi. “Aksi taktirde insanın şehvet duyguları uyanır” dedi. “Bunlar Kuranı Kerim’de yazıyor” dedi.

Ve bütün bunları söyledikten sonra serbest bırakıldı. Öyle ya; Türkiye şeriat hukukuyla yönetilen bir ülke olduğu için, şeriata uygun giyinmeyen kadınların tekmelenmesi normal bir davranıştı.

Ve şeriatla yönetilen ülkenin, şeriat kanunlarını uygulamakla yükümlü olan mahkeme heyeti, saldırganı haklı bulmuş, “mağdur olmaması için” tahliyesine karar vermişlerdi.

Bu tablo karşısında yeniden bir infial koptu. Protestolar çığ gibi yükseldi. Saldırgan sadece “delilik” savunması yapmış olsaydı, belki de bu kadar tepki oluşmayacaktı. Ama doğrudan şeriat savunması yapması, laik yaşam tarzını bu şekilde yargılaması ve saldırısını meşru-doğru göstermesi, tepkileri daha da büyüttü.

Tepkiler üzerine saldırgan Çakıroğlu bir kere daha tutuklandı. Ancak “laik, demokratik ve bağımsız yargı”mızın “şeriat savunması”na verdiği destek baskın geldi ve saldırgan bir kere daha serbest bırakıldı.

Elbette bu böyle gitmez. Tarihin tekerleği geriye dönmez. Dinci-gerici bir yönetimin şeriatçı talepleri, toplumsal mücadelenin kazanılmış haklarını gaspetmeye yetmez.

 

Bunlara da bakabilirsiniz

İran’da kitleler sokakta

İran’da 22 yaşındaki genç bir kadının polis tarafından öldürülmesi, ülkede son yılların en büyük kitle …

12 Eylül ve Nevin Berktaş belgeseli…

12 Eylül’ün yıldönümünde, Nevin Berktaş ile röportaj yapıldı ve bir belgesel hazırlandı. Oda TV’nin hazırladığı, …

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …