Kapatılan radyo ve televizyon kanalları için dayanışmaya!

imc-tv

1 Ekim’de çıkarılan KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile aralarında Hayatın Sesi Tv, Özgür Radyo, İMC, Tv10, Van Tv’nin de bulunduğu 11 televizyon ve 12 radyo kanalı kapatıldı. Kapatılan kanallardan birinin, Kürtçe yayın yapan bir çocuk kanalı olması çarpıcıydı. Öncesinde de Özgür Gün Tv’nin de aralarında olduğu çok sayıda televizyon ve radyo kanalı kapatılmıştı.

15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin ardından baskı ve terör ortamıyla kitleleri susturmaya çalışan AKP hükümeti, haber alma hakkını da ortadan kaldırıyor. Irak’ta ve Suriye’de savaşa doğrudan giren devlet, bu ortamda hiçbir muhalif ses istemediğini bir kez daha gösteriyor. “FETÖ ile mücadele” adı altında kitleleri şovenizm ve gericilikle boğmaya çalışıyor.

Kapatma kararının ardından televizyon ve radyo kanalları basıldı. Özgür Radyo başta olmak üzere, bu kanalların bazılarında polis baskınlarına karşı direniş gerçekleştirildi. Bazı çalışanlar sürüklenerek gözaltına alındı. Yayın araçları ise el konularak TRT’ye devredildi. Kapatılan radyo ve televizyonlar, polis baskınlarıyla mühürlendi. Binaların önlerinde hala polis ekipleri beklemeye devam ediyor.

Kapatma kararına karşı basın emekçileri başta olmak üzere sendikalar, meslek odaları, gazete ve yayın kuruluşları basın açıklamaları yaptı. Özgür Radyo, İMC Tv, Hayatın Sesi Tv, TV 10, Van Tv yayın yaptıkları yerlerde nöbet tuttu.

Mühürlemenin ardından da nöbete devam eden çalışanlar direnişlerini sürdürüyor. Hayatın Sesi Tv, televizyon binası önünde dayanışma için gelenleri ağırlarken, Özgür Radyo çalışanları da BEKSAV’da nöbete devam ediyorlar. DİSK, KESK, TMMOB, sanatçılar, devrimci demokrat kurumlar, ziyaretler gerçekleştirerek dayanışma mesajları veriyorlar.

Proleter Devrimci Duruş dergisi olarak 9 Ekim’de Özgür Radyo ve Hayatın Sesi Tv çalışanlarına dayanışma ziyaretinde bulunduk. Kapatma süreci ve sonrasında yapılanlarla ilgili sohbet ettik. Hukuki sürecin nasıl yürütüldüğüne dair bilgiler alırken, dayanışma için neler yapılacağı üzerinde durduk. Savaş ve faşizm koşullarında devrimci, demokrat kurumların ancak örgütlü ve birleşik bir duruşla ayakta kalabileceğini, işçilerin ve emekçilerin destek ve katkılarının önemine vurgu yaptık.

Bu kurumlar birçok zorluklar içinde ve mücadele edilerek yaratıldı. Onları korumak ve sonuna dek savunmak gerekiyor. Bir kez daha her mevzide sonuna dek direnilmesi, hiç bir yerin terkedilmemesi gerektiğini belirtiyor, bu yönde destek ve dayanışmayı büyütmek gerektiğini vurguluyoruz.

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …