HDP’nin “vicdan ve adalet” nöbetleri

OHAL sonrası gerçekleşen saldırılar karşısında oldukça sessiz kalan HDP, CHP’nin “adalet yürüyüşü”nün ardından harekete geçti. İlk yaptıkları açıklamada “OHAL kaldırısılsın, KHK’lar iptal edilsin” talebiyle başlayacaklarını duyurdukları eylemlerine, “vicdan ve adalet” adını verdiler..

25 Temmuz’da Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde başlayan oturma eylemi, bir hafta sonra İstanbul Yoğurtçu Parkı’na taşındı. Ardından Van ve İzmir’de yapacaklarını ve eylemlerinin süreceğini bildirdiler. Diyarbakır ve İstanbul’daki oturma eylemlerine, CHP il yönetimleri ve bir grup milletvekili de giderek destek verdi.

Diyarbakır’da Ekin Ceren Parkı’nda gerçekleşen ilk oturma eyleminde, valilikten izin alındığı halde, polisler sadece milletvekillerinin parka girişine izin verdi. Polis parkın içindeki yeşil alanları da bariyerlerle çevirip, kimsenin içeri girmesine izin vermedi. Beton zeminde ve güneş altında kalan HDP’li vekiller, hapsedildikleri alanda volta atarak durumu protesto ettiler. HDP’li vekillere yönelik abluka gece de sürdü, battaniyelere bile izin verilmedi. Basına açıklamada bulunan milletvekilleri, başta eşbaşkanlarının tutuklanması, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması olmak üzere her tür haksızlığa karşı bu nöbetleri başlattıklarını ve 7 gün 24 saat bekleyeceklerini bildirdiler.

Benzer bir manzara İstanbul’da da yaşandı. Kadıköy-Yoğurtçu Parkı’nda biraraya gelen bir grup HDP’li vekilin çevresi yine polis bariyerlerleri ile çevrildi. Çevrede biriken topluluğun içeri girmesine izin verilmedi. HDP’li vekiller bu durumun ülkenin tablosunu yansıttığını, faşizmin her yeri yarı-açık cezaevi haline getirdiğini söylüyorlar ve barikatları yıkacaklarını belirtiyorlar. Fakat her iki eylemde de gerek milletvekillerinden gerekse çevrede biriken kalabalıktan bu yönde bir girişim olmadı.

Zaten parklarda oturma eylemi yapmak, geri bir eylem biçimidir. Hele ki, CHP’nin yaklaşık bir ay süren “adalet yürüyüşü” ve milyonlarca kişinin katılımıyla gerçekleşen mitingin ardından, son derece sönük kalmıştır. Bir de polis ablukasına karşı fiili hiç bir direnişin sergilenmemesi, onu iyice etkisiz kılmaktadır. HDP milletvekillerinden Mithat Sancar, CHP’nin “adalet yürüşü” sonrası “CHP çıtayı epeyce yükseğe çekti” demişti. HDP’nin eylemi bırakalım bu çıtaya ulaşmayı, onun çok çok gerisinde kaldı.

Diğer yandan HDP sözcüsü Osman Baydemir’in yaptığı açıklamalarda, yeniden “çözüm süreci”nden sözetmesi, “Erdoğan’ın kendisini affettirmek için yine de bir şansı olduğu”ndan dem vurması, HDP’nin hala AKP’den beklentileri olduğunu ortaya koyuyor. Keza Diyarbakır’daki eylemi Cuma namazına giderek bitirmeleri, AKP’nin yaydığı dinci-gerici havanın HDP üzerindeki etkilerini bir kez daha gösteriyor.

Kısacası HDP, Kürt halkına ve doğrudan kendilerine yapılan saldırılar karşısında bir yılı aşkın süredir tepkisiz kaldıktan sonra, CHP’nin “adalet yürüyüşü”nün ardından cesaretlenip başlattığı oturma eylemi ile de etkili olamadı.

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …