Yeni ekonomi paketinde grev yasağı var

AKP hükümeti, koronavirüs salgınını kendisi için bir fırsata çeviren düzenlemeleri getirmeye devam ediyor. Meclis Başkanlığına 14 Nisan günü sunulan yeni ekonomi paketinden yine patronları koruyacak maddeler çıktı. İşçi sınıfının payına düşen saldırılar ise 3 ay boyunca grev ve TİS yasağı oldu. “Ekonomik Destek Paketi” adı verilen bu yeni paket ile işçi ve emekçilere getirilen yeni saldırılar şöyle:

Birincisi; işçiler üç ay boyunca toplu sözleşme, toplu iş uyuşmazlıklarının çözümü ile grev haklarını kullanamayacaklar. Patronlar da lokavt ilan edemeyecek. Bu süre Cumhurbaşkanı tarafından 3 ay daha ertelenebilecek.

Salgın başladığında ilk atılan adımlardan birisi sendikal faaliyetin durdurulması olmuştu. Şimdi de işçi sınıfının elindeki en etkili silah olan grev hakkını kullanması engelleniyor; en önemli kazançlarından biri olan TİS hakkı gaspediliyor.

İkincisi; patronlar işçileri 3 ay ücretsiz izne çıkartabilecek. İşten çıkarmalar 3 ay süresince ertelenecek. Bu süre 3 ay daha uzatılabilecek. Bu süre içinde patron “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık” gerekçesiyle işçi çıkartabilecek.

Bu madde kamuoyuna “patronlar 3 ay işçi çıkartamayacak” diye sunulmuş, saldırı bu sözlerle maskelenmişti. Gerçekte ise bu, patronların lehine olan bir düzenlemeydi. Mevcut yasaya göre, ücretsiz izin için işçilerin onayı gerekiyor; işçilerin onay vermediği koşulda patron işçileri ücretsiz izne çıkartamıyor. Yeni yasa paketi çok büyük bir hak gaspı gerçekleştirerek ücretsiz izni yasalaştırıyor; böylece işçilerin onayı şartını ortadan kaldırıyor, patronların inisiyatifine bırakıyor,

Diğer taraftan patron kısa çalışma ödeneğine başvurduğu zaman, izne gönderilen işçiler 1752 lira ile 4381 lira arasında ücret alıyorlar; şimdiki düzenleme ile ücretsiz izne çıkartıldıklarında sadece 1170 lira alacak. Üstelik kısa çalışma ödeneğinin bir kısmını patron ödüyordu, şimdi sadece devlet ödeyecek. Bu düzenleme de patronları rahatlatmayı, işçilerin gelirlerini azaltmayı hedefleyen bir düzenleme. Kaldı ki, patronların işten çıkarma hakkı da korunuyor, belli bahanelerle işçi çıkarma sürüyor.

Üçüncüsü konutların ve faaliyetleri durdurulan işyerlerinin su fatura borçları belediyelerce 3 ay süreyle erteleniyor. Sadece su değil, elektrik ve doğalgaz faturaları da ilk günden itibaren tartışma konusu. Salgın boyunca orta ve yoksul kesimler ciddi bir gelir kaybına uğradılar. Bu koşullarda doğru olan, temel ihtiyaç maddesi su, elektrik ve doğalgazın ücretinin alınmamasıdır. Oysa hem belediyeler hem de bu alanlarda dağıtım işlerini yapan şirketler, başından itibaren bu faturaların nasıl alınacağına ilişkin çeşitli planlar yaptılar. Eski faturaları emsal alıp yeni fatura düzenleyeceklerini söylediler, tepki yükselince faturalara taksitlendireceklerini duyurdular. Şimdi de erteleme konusunu yasalaştırıyorlar. Sonuçta, 3 ay boyunca geliri olmayan kitlenin, en önemli gider kalemi olan faturaların mutlaka ödetileceğini söylemiş oluyorlar.

 

İşsizlik devasa boyutlara ulaştı

Basit bir hesap, sadece salgın nedeniyle işsiz kalan çok büyük bir kitle olduğunu gösteriyor.

Salgın boyunca 270 bin işyeri kapandı. Burada çalışan 1,5 milyon kişi işsiz kaldı.

65 yaş üstü ve 20 yaş altındakilere evde kalma zorunluluğu getirilmişti, ardından 18-20 yaş arasındaki gençlerin içinden çalışmakta olanlara işe gitme izni verildi. 65 yaş üstünde ve 15-17 yaş arasında olan ve çalışmak zorunda bulunduğu halde işten ayrılıp eve kapanmak zorunda kalanların sayısı 1,4 milyondur.

Salgın başladıktan sonra ücretsiz izne gönderilenlerin sayısı 2 milyon kişidir.

Salgın öncesinde resmi rakamlara göre 4,5 milyon, gerçekte ise yaklaşık 7 milyon işsiz sözkonusudur. Salgın ile birlikte buna yaklaşık 5 milyon kişi daha eklenmiştir. Devletin bu ekonomi paketleriyle tüm çabası, salgın ile birlikte yaşam ve çalışma koşulları daha da kötüleşen kitleleri kontrol altına alabilmektir. İşsizlere “öldürmeyip süründüren” 1170 liralık bir aylıkla yetinmesini dayatmaktadır. İşçiler ise koronavirüs salgını bahanesiyle patronların her türden saldırısına açık hale getirilmiştir. Patron işçilerin haklarını gaspetme olanağını korurken, yeni yasa ile bu hak gasplarına karşı işçilerin grev silahı ellerinden alınmaktadır.

İşçi ve emekçiler, bir taraftan “yaşamlarını” korumak için koronavirüse karşı; diğer taraftan haklarını korumak için patronlara ve hükümetin yasalarına karşı mücadele etmekle karşı karşıyadır.

Bunlara da bakabilirsiniz

ABD’de ırkçı polis şiddeti: Bir siyah daha öldürüldü

ABD’de bir siyahın ırkçı polisler tarafından öldürülmesi büyük kitle protestoları başlattı. İsimler değişiyor ama olayın …

Gezi’nin 7. yıldönümünde yine Taksim’deyiz

Gezi Direnişi’nin 7. yılında “Hayat ancak Gezi’ye sığar!” sloganıyla yine direnişteyiz. Yıldönümü eylemi, 1 Haziran …

Koronavirüs günlerinde dergi dağıtımı…

Dergi dağıtımlarının işçiler ve emekçilerle doğrudan temas etmenin en önemli araçlardan olduğu defalarca kez kanıtlanmıştır. …