KESK’in Ankara Yürüyüşü

KESK, üyeleri üzerindeki baskıları protesto etmek için İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı. Yürüyüş, 24 Mart’ta İstanbul Mecidiyeköy’den başladı; ardından İstanbul Kadıköy’de, sonra Gebze, İzmit, Yalova Bursa ve Eskişehir’de basın açıklamaları yapıldı. Sadece KESK’in merkez ve şube yöneticilerinin katıldığı yürüyüşün “artık yeter” haykırışı olduğunu belirtildi. İşçi ve emekçilere, emeklilere, HDP’ye saldırılar ifade edildi. Esas olarak da KHK’larla işten atılan arkadaşlarının geri alınması talebini yinelendi.

26 Mart’ta Ankara’da Çalışma Bakanlığı önünde kitlesel bir açıklama ve yürüyüşle bitireceklerini duyurdukları eylemde polis, yürüyüşçülerin otobüsünü durdurdu; bakanlık önünde açıklama yapmalarını engelledi. Uzun süre bekleyen KESK’liler kaldırımda açıklama yaparak alandan ayrıldı. İstanbul’dan gelen heyeti karşılamak üzere bakanlık önüne gelen emekçiler, polis müdahalesine maruz kaldı. Sonrasında heyette yer alan 8 kişinin bakanlık yetkilileriyle görüşeceği bildirildi. KESK’in Ankara yürüyüşü bu şekilde sonlanmış oldu.

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından OHAL döneminde çıkartılan KHK’larla (Kanun Hükmünde Kararnameler) onbinlerce kamu emekçisi “terör örgütü”yle bağlantılı oldukları gerekçesiyle işten atılmıştı. Savunmaları dahi alınmadan görevlerinden ihraç edilen bu kişiler, hiçbir yerde iş bulamaz hale geldiler. Son derece hukuk dışı bir uygulamayla karşı karşıya kaldıkları halde, AHİM’e yaptıkları başvuruları “iç hukuk” bahanesiyle kabul edilmedi. Göstermelik şekilde kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun, KESK üyelerinin dosyalarını en sona bırakıp, geri dönmelerini bilerek engellediği söyleniyor. KESK, bu komisyonun lağvedilmesini ve OHAL döneminde hukuksuz bir şekilde işten atılan tüm memurların işlerine geri dönmesini istiyor. Bu süre içinde kayıtdışı işlerde çalışmak zorunda kalan ve iş cinayetlerinde ölen memurlar oldu.

Bugüne dek işten atılan kamu emekçilerinin pek çok eylemi oldu. Başta Ankara Yüksel Caddesi olmak üzere birçok şehrin merkezi yerlerinde oturma eylemi yaptılar. Defalarca polis saldırısına uğradılar, gözaltına alındılar, tutuklandılar. Akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, eylemlerini ölüm orucuna dönüştürdü. Fakat KESK bu eylemlerin içinde yeralmadı, daha kötüsü kendilerine rağmen direnen üyelerinin üyeliklerini düşürdü. Elbette bu durum tepkilere yol açtı. Ankara yürüyüşü ile bu tepkileri bastırmak istedikleri anlaşılıyor. Bu hem çok geç kalınmış, hem de yöneticilerle sınırlandırılmış etkisiz bir eylem oldu.

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …