Xiaomi-Salcomp işçilerini ziyaret ettik

Direnişte olan Xiaomi-Salcomp işçilerine 22 Eylül günü dayanışma ziyareti gerçekleştirdik.

Avcılardaki direniş yerine vardığımızda işçiler sabırsızlıkla, heyecanla içerde fabrika yöneticileriyle görüşme yapan sendika yöneticilerini bekliyorlardı. Cuma günü bir görüşme yapıldığını, bu görüşmede sözlü anlaşmaya varıldığını öğrenmiştik. Esas anlaşmanın yapılıp yapılmayacağı bugün belli olacak.

İşçileri selamlayarak hemen sohbete başlıyoruz. “Nasılsınız”dan sonra anlaşma yapılıp yapılmadığını soruyoruz. Sendika yöneticilerinin içerde olduğunu biraz sonra geleceklerini söylüyor bir işçi. Aynı işçi sözlü anlaşmaya varıldığını ama her şeyin bugün beli olacağını söyledi. Çok geçmeden sendika yöneticileri fabrika bahçesinde gözüktüler. Bir işçi “sendikacılar gülüyor, demek ki her şey yolunda” diyor. İçerden çıkan sendikacılar hemen açıklama yapıyorlar. Sendika yöneticileri anlaşmaya vardıklarını, atılan bütün işçilerin işe geri alındığını, 1 Ekim itibarıyla toplu iş görüşmesine başlayacaklarını söylüyor. Alkışlar kopuyor, işçiler birbirine sarılıyor. Bu anı işçilerle paylaşmanın duygusunu yaşamak güzel bir şey. Bu arada tanıdık bir işçiyle karşılaşıyoruz. Bilgilendirme açıklaması bittikten sonra “Gebze ve Çerkezköy’den gelenler otobüslerine binip gidebilir” anonsu duyuluyor. Bunların Gebze’den Çerkezköy’den çalışmaya gelen işçiler olmadığını, sendika tarafından dayanışmaya getirilenler olduğunu, işçilerden öğreniyoruz. Bu da Türk Metal sendikasının burayı çok önemsediğini gösteriyor.

Yapılan bilgilendirmeden sonra bir grup işçiyle bir yere oturup direniş hakkında konuşmamızı sürdürüyoruz. İşçiler, Xiaomi-Salcomp’ın Çinli bir firma olduğunu, açılalı daha 7-8 ay olduğunu söylüyorlar. Bir işçi fabrikada 720 kişinin çalıştığını, ilk başlarda 3 vardiya sisteminin olduğunu, fakat 3 vardiya sisteminin kısa sürdüğünü, 2 vardiyaya düşürerek çalışma süresini 10 saate çıkardıklarını söylüyor ve çalışma saatlerinin ne kadar uzun olduğunu belirtiyor. Kadın işçi ücretlerin düşük olduğunu, ücretlerde kesintiler yapıldığını ve geç verildiğini, düzenli verilmediğini, mesai ücretlerinin verilmediğini, tuvalete giderken yöneticilerin dakika tutuklarını, yemeklerini tozlu ortamda, yerlerde, tezgah başında yediklerini, yemekhanenin yeni yapıldığını belirti. Bu nedenlerden dolayı sendikalaştıklarını söyledi. Başka bir işçi bu çalışma koşullarına karşı itiraz ettiklerini, itiraz edenlerin işten çıkarıldığını ekledi. Bayramdan önce sendikalaştıklarını bundan dolayı parça parça işten atılanların olduğunu, atılanların direnişe geçtiklerini, direnişlerinin 20 günü geçtiğini belirtti. Başka bir işçi kitlesel direnişin bir hafta olduğunu, sendikal çoğunluk sağlandıktan sonra 15 kişi işten atıldığını, atılmalara karşı üretimi durdurduklarını, bunun üzerine 120 hatta daha fazla işçinin işten atıldığını ve kitlesel direnişin başladığını söyledi. İşe ilk giren işçilerden biri, fabrika ilk açıldığında 60 kişi çalıştıklarını, çalışma koşullarının kötü olması ve ücretlerin verilmemesi üzerine üretimi durdurduklarını, verilen sözler üzerine çalışmaya başladıklarını ilk eylemlerini sendika olmadan yaptıklarını belirti. Aynı işçi bu eylemden sonra 5 arkadaş sendikalı olma konusunda çalıştıklarını, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-iş sendikasına gittiklerini, Birleşik Metal-iş sendikasında örgütlenme çalışması yürüten 4 işçinin Nisan ayında işten atıldığını, Birleşik Metal sendikasının ağırdan alması, sahip çıkmaması üzerine bu çalışmanın kesintiye uğradığını; daha sonra başka bir arkadaşın Türk Metal sendikasıyla bağ kurduğunu, Türk Metal sendikasının kısa sürede çok hızlı bir şekilde kapıda bildiri dağıtarak ve düğün salonunda toplantı yaparak çoğunluk sağladığını belirtti.

İşçiler direniş günlerinin iyi geçtiğini, neredeyse hepsinin ilk kez sendikalı olduklarını ve direniş yaşadıklarını, çok şey öğrendiklerini ifade ettiler. Direniş eğittiği gibi işçilerin yaratıcılığını da geliştiriyor. Direniş süresi boyunca patronların işçiler kullanmasın diye tuvaletleri kilitlediğini, dışardaki işçilerle içerdeki işçiler buluşmasın diye tel örgüleri yükselttiklerini, telefonları güvenlik kulübesinde şarj etmeyi yasakladıklarını, telefonlarını otobüslerde şarj ettiklerini, tel örgüleri keserek içerdeki arkadaşlarla görüştüklerini belirtiyor bir kadın işçi. Başka bir işçi “biz bu fabrikanın çalışanıyız, fabrikanın her şeyini, yerini biliriz” diyor. Önlemlerin vız geldiğini, fabrikanın arka kısmında tel örgüleri keserek içeri her gün girdiklerini ifade ediyor.

İşçilerin kazanımlarını ve coşkularını paylaşıyoruz; TİS sürecinde de başarılar dileyerek ayrılıyoruz.

Bunlara da bakabilirsiniz

İkitelli’de 10 Ekim anması

9 Ekim günü İkitelli’de yürüyüş yolunda bir araya gelen kurumlar, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı …

Boğaziçi Üniversitesi polis saldırısıyla açıldı

Üniversitelerin açıldığı 4 Ekim’de Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, yüzyüze eğitim ve online eğitim olarak ders programlarının …

Üniversiteliler “barınamıyor!”

Üniversiteler daha açılmadan, barınma sorunu öğrencilerin üzerine bir kabus gibi çöktü. Devlet yurtları yetersiz, özel …