Kitlesellik adına icazetli 1 Mayıs’a hayır! 1 MAYIS’TA TAKSİM’E!

pdd-arka-logo

1 Mayıs’a sayılı günler kaldı. Sendikaların, kitle örgütlerinin, partilerin ve devrimci kurumların 1 Mayıs programı netleşti.

DİSK’in başını çektiği 4’lü ittifak (KESK, TMMOB, TTB) ile TDB (Türk Dişhekimleri Birliği) bu yıl 1 Mayıs kutlamasını Maltepe’de yapacaklarını duyurdular. Oysa öncesinde DİSK Başkanlar Kurulu, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama kararı almış ve bu doğrultuda görüşmelere başlamıştı. Fakat birçok sendika ve meslek örgütünün Taksim dışında bir miting alanını dillendirmesi üzerine, bu kararından hemen vazgeçti. Çünkü DİSK, özellikle pandemi sonrası iyice gerileyen tutumunu; internet üzerinden-evlerden 1 Mayıs’ı kutlama çağrılarını, 2021’de tıpkı Türk-iş gibi Taksim’e çelenk bırakmakla yetindiğini unutturmak, kendini aklamak için Taksim demişti.

Elbette DİSK’in bu manevrasını boşa düşürmek mümkündü. Ne var ki aralarında devrimci, demokrat kurumların da olduğu önemli sayıda 1 Mayıs bileşeni, kitlesellik adına 1 Mayıs’ı bir miting alanında kutlamak istiyorlardı. Bu miting alanı da Yenikapı veya Maltepe’den başkası değildi. Devlet başka bir yeri zaten “miting alanı” olarak vermiyordu. 1 Mayıs’ı meşru ve fiili mücadele ile kutlamaya yanaşmayanların, devletin izni dışında farklı bir miting alanı belirlemesi de mümkün değildi.

Böyle olunca DİSK’i Taksim kararının arkasında durması için zorlamak değil, bir an evvel devletin verdiği miting alanında kutlaması için iknaya çalıştılar. Göstermelik Taksim kararı alan DİSK’e bulunmaz bir fırsat sundular. DİSK de gereğini yaptı. Üç gün içinde “Taksim” kararını değiştirip “her yerde” 1 Mayıs’ı kutlayacaklarını, Maltepe için başvuruda bulunduklarını açıkladı.

 

Kitlelerin gerisinde kalmak

İşçi ve emekçiler, bu yılın başından itibaren birçok yerde direnişe geçti. Temel ihtiyaç maddelerine zam üstüne zam gelirken, ücretlerin alabildiğine düşük tutulmasına tepkiler yükseldi. Bilinç düzeyi en geri kesimler bile, “böyle yaşanmaz” diyerek eyleme geçtiler. Yasal sınırları aşan fiili eylemleri, geniş kesimler tarafından doğal ve meşru göründü, desteğini aldı.

Egemenler ve onların temsilcileri, kendi koydukları yasaları bile çiğnerken, işçi ve emekçilerin karşısına yasaların çıkarılması, artık kimseye adil gelmiyor. Erdoğan’ın, işine gelmeyen mahkeme kararlarını takmadığını, hatta Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını, Anayasa’nın maddelerini çiğnemekte mahsur görmediğini herkes biliyor. Onlar için bağlayıcı olmayan yasalar, işçiler için neden bağlayıcı olsun? Üstelik en temel insani hakları istiyorlar. Esasında hayatta kalma ve haysiyet mücadelesi veriyorlar. Buna bir avuç patron ve onların dalkavukları dışında kim karşı çıkabilir?

Kısacası kitleler nezdinde fiili-meşru mücadele, bugün her zamankinden daha fazla kabul görüyor, destekleniyor. Çünkü işçi ve emekçilere başka bir yol bırakmadılar. Bunu en sıradan insan bile görüyor.

Bu koşullarda, 1 Mayıs’ın meşru ve fiili eylemlerle kutlanması kadar doğal ne olabilir? Taksim Meydanı’nın işçi ve emekçilere kapatılmasına daha ne kadar boyun eğilebilir? Hem de sözkonusu olan herhangi bir işçi-emekçi mitingi de değil, 1 Mayıs kutlamasıdır. Türkiye’de 1 Mayıs Alanı’nın Taksim olduğu bilinmesine rağmen, egemenlerin bu keyfi yasağına daha ne kadar katlanılacaktır? Hiç kimse “kitleler hazır değil” demesin!

İşçi ve emekçiler aylardır fiili-meşru mücadele hattında yürüyorlar. Emekçi semtlerde halk “zamlar geri alınsın” diye sokaklara çıktı. 8 Mart, Gazi, Newroz, önceki yıllara göre daha kitlesel ve coşkulu geçti. Öğrenci gençlik yeniden kıpırdanmaya başladı. Bu hareketliliğin daha da büyüyememesinin tek nedeni örgütsüzlüktür; düzen muhalefetinin yatıştırma çabalarıdır. Buna rağmen geniş kitleler sadece direnişle, eylemle kazanabileceklerini kendi deneyimlerinden biliyorlar.

Bu durumda 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamaya hazır olmayan, kitleler değil sendikalar, kitle ve meslek örgütleri, bazı devrimci kurumlardır. “Kitlesellik” adına 1 Mayıs’ı yasallığın cenderesine sokanlar, bir kez daha kitlelerin gerisine düşmüştür.

 

1 Mayıs adına ve tarihine layık kutlanmalıdır

1 Mayıs kutlamaları, her zaman burjuvazi ile işçi ve emekçilerin birbirlerinin güçlerini sınaması şeklinde geçer. Çünkü 1 Mayıs, iki karşıt sınıfın, burjuvaziyle proletaryanın dünya ölçeğinde karşı karşıya geldiği tek gündür. Onun için 1 Mayıs kutlamaları, sınıf mücadelesinin düzeyini ölçen bir barometre işlevini görür. Ama sadece o anı, güncel durumu resmetmekle kalmaz, geleceğe dair önemli ipuçlarını da sunar. Örneğin Gezi Direnişi’nin ayak sesleri, 2013’teki 1 Mayıs’ta, Taksim ve çevresindeki çatışmalarda duyulmuştu. Daha önceki yıllardan sayıca fazla olan bir kitle, polisin şiddetine karşı sadece savunmada kalmayıp saldırıya geçmiş ve havanın değiştiğinin işaretini vermişti.

Bu 1 Mayıs’a da kritik bir eşikte giriyoruz. Zamlar dur-durak bilmiyor. Faturalar ödenemez rakamlara çıktı. Ama ücretler yerinde sayıyor. Asgari ücrete yapılan zam çoktan eridi. Yeni zammı ise ertelediler, emeklinin bayram ikramiyesinin ne olacağı günlerdir belirlenmiyor. Buna karşın zenginlerin “kur destekli mevduatları”na devletin kasasından milyonlar akıtılıyor, “ödeme garantili” yollara, köprülere döviz üzerinden eksiksiz ödemeler yapılıyor, vergilerine af getiriliyor. Bankaların karı yüzde 300’ün üzerinde arttı. Sabancılar, Koçlar, yüzde 100’ün üstünde kar ettiklerini duyurdular. Kendileri lüks ve şatafatlı yaşamlarını sürdürürken, halka “sabır” telkin ediyorlar.

Davul işçi ve emekçinin sırtına, tokmak onların elinde. Bir avuç zengini doyurmak için, halkı açlığa mahkum ettiler. Bu duruma daha ne kadar katlanılacaktır?

Bu yılki 1 Mayıs kutlamaları, halka reva görülen bu yaşamdan kurtulmak için bir “dönüm noktası” olabilir. Ama adına, tarihine layık bir şekilde kutlanması koşuluyla…

Bunu egemen sınıflar çok iyi biliyor, o yüzden sendikalar ve muhalif partiler aracılığıyla 1 Mayıs’ı yasal mitinglerle geçiştirmeye çalışıyor. Aylardır CHP’nin, sokağa çıkan kitleleri “sandık” diyerek frenlemeye çalıştığını biliyoruz. DİSK güya Taksim kararı alıyor, fakat ilk olarak CHP ile görüşüyor. Ardından tüm kurumların toplantısından Maltepe kararı çıkıyor. Kimisi bilinçli, kimisi bilinçsiz düzen muhalefetiyle aynı zemine düşüyorlar ve egemenlerin değirmenine su taşıyorlar.

Gelinen noktada; “kitlesellik” adına kitlelerin gerisine düşen icazetçi 1 Mayıs kutlamasını reddediyoruz! AKP’nin işçi ve emekçilere şehrin meydanlarını yasaklayıp, denizi doldurarak yaptırdığı Yenikapı ve Maltepe’de yapılacak kutlamalara karşı çıkıyoruz! 1 Mayıslar, kitlelerin öfkesini denize boşaltma yeri değildir! O alanda “kitlesel” olsa bile, işçi-emekçi mücadelesine birşey katmayacaktır. Aksine varolan durumun gerisine çekecektir.

1 Mayıs, “1 Mayıs Alanı”nda kutlanır! Onun da yeri Taksim’dir! İçinde bulunduğumuz koşullarda 1 Mayıs’ın bir “dönemeç” olmasının yolu, 1 Mayıs’ın fiili-meşru ve militan bir şekilde kutlanmasından geçer. Onun için bir kez daha 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağımızı yineliyoruz.

Proleter DEVRİMCİ DURUŞ

17 Nisan 2022

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …