2022 1 Mayısı’nın gösterdiği: Yasal icazetcilik değil fiili-meşru mücadele!

Bu yıl da 1 Mayıs “iki ayrı 1 Mayıs” şeklinde geçti. Bir yanda icazetli mitingler, diğer yanda her tür engele, yasağa rağmen fiili-meşru mücadeleyle 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama isteği ve iradesi vardı. Bir yanda reformist-parlamentarist eğilimin baskın olduğu kutlamalar yapılırken, diğer yanda komünist ve devrimcilerin 1 Mayıs’ı tarihine, özüne uygun kutlama çabası ve polisin estirdiği terör vardı.

 

Her yasal miting, icazetli değildir

Önemli olan istediğimiz alanlarda, kendimizin belirlediği biçimlerde yapılmasıdır. Engellere takılmayan pankartlar, dövizler, sloganlar ve taleplerle özgür biçimde kendimizi ifade ettiğimiz, kürsüde kendi temsilcilerimizin konuştuğu mitingler gerçekleştirebilmektir. Devletin bizi hapsetmek istediği alanlara, sansürlere, engellere boyuneğmeden, faşist yasaları, keyfi uygulamaları aşarak…

Ama başta Maltepe olmak üzere birçok miting böyle olmadı. Mesela Ankara’da devletin belirlediği kortej kolu dışında alana girmeye çalışanlar, keza Kızılay’a yürümek isteyenler polis barikatlarıyla karşılaştı. Barikatları aşanlar da oldu tabii, ancak ezici çoğunluk devletin dayattığı ve miting tertip komitesinin onayladığı sınırlar içinde kaldı. Bu diğer iller için de geçerliydi.

Türkiye’deki 1 Mayıs kutlamalarında İstanbul ve Taksim Meydanı her zaman öne çıktığı için Maltepe mitingi üzerinde ayrıca durmak gerekir. İstanbul’da Anadolu yakası için Maltepe, Avrupa yakası için Yenikapı miting alanları özel olarak yaptırıldı. Taksim başta olmak üzere şehrin meydanlarında miting yapılmasını önlemek ve polisin rahatça denetim kurmasını sağlamaktı. Bu alanlara çevre örgütleri “kent suçu” işlendiğini söyleyerek karşı çıktılar. Devrimci demokrat kurumlar ise siyasi olarak yanlış buldular. Önce düzen partileri açılışı yaptı, AKP Yenikapı’da CHP Maltepe’de mitingler gerçekleştirdi. Sonra Newroz ve 2018 yılında 1 Mayıs kutlamaları bu alanlara taşındı. Yani başlangıçta haklı nedenlerle karşı çıkılan her iki miting alanı, sonradan kabul edilen yerler oldu.

Devrimci, demokrat kurumların zaten onaylamadığı bu alanlar, sözkonusu 1 Mayıs olunca, asla kabul edilmemesi gereken yerlerdi. Çünkü devletin Taksim’i yasaklama projesine boyuneğmek anlamını taşıyordu. Nitekim DİSK 2019 yılında “Maltepe kırmızı çizgimiz” diyerek bu alanı bir daha kabul etmeyeceğini duyurdu. Ancak bir yıl önce neden kabul ettiğini açıklamadığı gibi, 2022’de yeniden Maltepe’ye neden geri döndüğünü de açıklamadı. Uzlaşmacı sendikacıların ve reformist partilerin “kırmızı çizgileri” duruma göre pempeleşiyor hatta sarıya dönüyordu. Keza Bakırköy miting alanı için de “bir defalığına mahsus” demişler ama tam üç kez 1 Mayıs’ı Bakırköy’de kutlamışlardı.

Bu yıl başlangıçta Taksim’i dillendirmeleri de aynı biçimde samimiyetsiz ve göstermelikti. Nitekim kısa sürede Maltepe’ye döndüler. Ama bu yılı daha vahim kılan, bazı devrimci demokrat kurumların, uzlaşmacı sendikacılardan önce Maltepe’yi istemeleriydi.

Peki sonuç ne oldu?

Mitinge sadece iki koldan giriş yapılabildi. Her ikisi de şehirden, kitlelerden yalıtık sahil yolundandı. Maltepe merkezinden üçüncü bir kol oluşmasına izin vermediler. Dahası Adalar’dan deniz yoluyla gelmek dışında hiçbir seçenekleri olmayan CHP’nin tuttuğu tekneyle mitinge gelenleri de saatlerce denizde bıraktılar. CHP ilçe başkanı bile bu durumu protesto etmek için denize atladı ve yüzerek miting alanına girebildi. Bütün bunlara miting komitesi boyuneğdi. Sadece bu da değil. Yürüyüş kolunda kurumların ses aracı kullanması yasaklandı ve bazı pankartlara da engel çıkarıldı.

 

Maltepe’ye ilkesel olarak

karşı çıkılmalı

İki yıldır pandemi koşullarında ölümle-hastalıkla boğuşan, hak gasplarına uğrayan, bunalan kitleler, 1 Mayıs’a çok daha geniş katılım gösterebilirlerdi. Ama öyle olmadı. En başta sendikalar bu yönde bir çabaya girmediler. İşçi ve emekçiler de varolan sendikalara güvensizdi. Son direnişlerde de görüldüğü gibi ya bağımsız sendikaları tercih etmişler, ya da kendi içlerinde örgütlenmişlerdi. Kitlesellik yönüyle beklenenin altında olduğu gibi coşku yönüyle de sönüktü.

Ama onbinler değil yüzbinler de katılsaydı Maltepe’deki miting savunulamazdı. Çünkü sorun, sayısal-niceliksel bir sorun değil, öze ilişkin niteliksel bir sorundur. 1 Mayıs’ta Maltepe (veya Yenikapı) mitinglerine ilkesel olarak karşı çıkmak gerekir. Maltepe kararına ya da yayınladıkları bildiriye “şerh” koyarak bu mitinge katılanlara da bir çift sözümüz var; Taksim seçeneği dururken ve Taksim’e çıkacağını belirten kurumlar varken, “şerh” koyup bu vebalden sıyrılamazsınız. Çünkü aslolan pratikte ne yaptığınızdır. Üstelik Gezi Direnişi’ne verilen ağır cezalarla birlikte Taksim yeniden gündemleşmişti ve kitlelerin öfkesi daha da büyümüştü. En azından bu olaydan sonra Maltepe’den geri dönmek mümkündü.

Taksim Meydanı AKP’ye her zaman açık, ama işçi-emekçilere, devrimcilere kapalı… Bu durum kabul edilemez! Kabul etmeyenler, yine Taksim çevresinde gösteriler yaptılar, pankartlar astılar. Yaklaşık 200 kişi işkenceyle gözaltına alındı. Maltepe’de miting kürsüsünden konuşanlar, ne Taksim’i dillendirdiler ne de bu gözaltıları kınayan bir açıklama yaptılar. Keza burjuva medya da Taksim’de yaşananları görmezden geldi. “Bayram havasında 1 Mayıs” deyip durdular.

Oysa emperyalist-kapitalist sistemde 1 Mayısların “bayram havasında” geçmesi mümkün değildir. 1 Mayıs, enternasyonalin belirlediği gibi “birlik, dayanışma ve mücadele” günüdür! Onu AKP’nin çıkardığı yasada olduğu gibi “emek ve dayanışma” günü olarak anmak da, “bayram” diye nitelemek de yanlıştır.

Üstünü örtmeye çalışsalar da 2022 1 Mayısı’na damgasını vuran yine Taksim oldu. Maltepe ve Taksim’de somutlanan, iki çizginin, reformizmle devrimin çatışmasıydı. Kazanan; uzlaşmacı-icazetçi çizgi değil, fiili-meşru mücadeleyi esas alan devrimci çizgi oldu.

Önümüzdeki günleri de belirleyecek olan, bu çizginin, mücadelenin tüm alanlarında kendini hissettirmesidir.

Bunlara da bakabilirsiniz

İran’da kitleler sokakta

İran’da 22 yaşındaki genç bir kadının polis tarafından öldürülmesi, ülkede son yılların en büyük kitle …

12 Eylül ve Nevin Berktaş belgeseli…

12 Eylül’ün yıldönümünde, Nevin Berktaş ile röportaj yapıldı ve bir belgesel hazırlandı. Oda TV’nin hazırladığı, …

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …