Bitmeyen “sınır ötesi operasyon”

Türkiye 17 Nisan’da Kuzey Irak’a (Güney Kürdistan) yeni bir “sınır ötesi operasyon”a daha girişti. Adına “Pençe-Kilit” dedikleri bu saldırıyla Metina, Zap ve Avaşin-Basyan bölgelerine dönük askeri bir harekat başlattılar.

Sınırötesi her askeri saldırıda olduğu gibi yine iddialı sözler söylendi, “terörün belini kırdık, bitirdik” nakaratları devam etti. Bu sözler bile bugüne dek yapılan harekatların başarısız olduğunun itirafıydı. Ama kitleleri şovenizmle zehirlemek için her zaman olduğu gibi aynı yalana başvurdular.

Harekatın, AKP-MHP bloku güç kaybederken ve tam da Rusya’nın Ukrayna işgali döneminde başlamış olması manidar tabii. Hem iç hem dış etkenlerin içiçe girmesi sözkonusu.

AKP gerek Gezi Direnişi’ne dönük mahkumiyet kararlarıyla, gerekse Kürt halkına yönelik yeni hamleleriyle saldırılarının dozunu arttıracağını ortaya koydu. Uzun süredir HDP’nin kapatma davası sürüyor ve Erdoğan, “HDP’nin mecliste yeri olmadığı”nı söyleyerek, bu ihtimali güçlendirdi. Aynı tarihlerde “Öcalan’a ev hapsi” söylentilerinin dolaşması, Kürtler üzerinde yeniden “havuç-sopa” politikasının devrede olduğunu gösteriyor.

AKP’nin şoven histeriyi yükseltip sahte zaferlerle, düşen kitle desteğini yeniden kazanmaya ihtiyacı var. Ekonomik krizin, açlık ve işsizliğin konuşulmasını engellemek, savaş koşullarında her tür muhalif sesi boğmak gibi amaçları olduğu da sır değil. Hayat pahalılığından yakınan halkı “siz bir merminin fiyatını biliyor musunuz” diyerek azarlamışlardı. Şimdi de artan cenazeler üzerinden “ekmekten önce vatan” diyerek, halkın öfkesini bastırmaya çalışıyorlar.

İşin bir de dış politika ayağı var. Erdoğan yönetiminin zikzaklarla dolu dış politikasında yeni bir evreye girildi. 15 Temmuz darbesinin müsebbibi gördükleri ve “hain” ilan ettikleri Birleşik Arap Emirlikleri’yle, yanı sıra Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır’la ilişkilerini düzeltmek için taviz üzerine taviz veriyorlar. İçine düştükleri ekonomik kıskaçtan kurtulmak ve ABD ile bozulan ilişkileri yeniden tesis etme çabası içindeler.

Güney Kürdistan bölgesine yapılan son askeri harekatın arkasında da ABD bulunuyor. Çünkü ABD, Avrupa’nın Rusya gazına bağımlılığına son vermek istiyor. Türkiye-İsrail-KDP işbirliği ile İsrail ve Irak gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıma planını hızlandırmaya çalışıyor. 7 Nisan’da ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Nuland, “EastMed’i -DoğuAkdeniz Boru hattı- bekleyemeyiz. Gazı şimdi Avrupa’ya getirmeliyiz. Türkiye, Yunanistan, Mısır, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum kesimi geniş perspektifli bir işbirliği içerisinde olmalı” demişti.

Harekat öncesi KDP yetkilileri bir çok kez Türkiye’ye geldiler. Erdoğan, Neçirvan Barzani hakkında övgü dolu açıklamalar yaptı. En dikkat çekici olanı “Neçirvan Barzani, Irak’ın kuzeyinde de olsa biz onunla Irak’ın merkezini de konuşabiliriz ve konuştuk… aramızdaki hukuk ileri derecededir” demesiydi. Oysa Irak Devleti, KDP’nin petrol ve gaz anlaşmalarına karşı çıkıyor. Irak Anayasası’na göre, Güney Kürdistan Yönetimi’nin sattığı petrolün parasını merkeze aktarması, sonra yüzde 17’sini geri alması gerekiyor. Ama KDP önceki yıllarda da Türkiye aracılığıyla Irak petrolünü uluslararası pazarda satmaya çalışmıştı; Irak merkezi yönetimi de bu durumu BM’ye şikayet etmişti. Irak, “çalınan” petrollerinin Türkiye üzerinden İsrail rafinerisine ulaştırıldığına dair belgeler olduğunu açıkladı. Erdoğan-Barzani görüşmesinin ardından 15 Şubat’ta Irak Mahkemesi, “petrol gelirlerinin Bağdat’a teslim edilmesi gerektiğine” dair karar açıkladı.

Sonuçta Türkiye’nin KDP ile anlaşmalı biçimde başlattığı bu harekat, Irak, İran ve Rusya ile Türkiye’yi yeniden karşı karşıya getirebilir. AKP-MHP bloku ömürlerini uzatabilmek için her tür maceraya atılıyor ve Türkiye halklarını daha zor günlere sokuyor. Diğer yandan CHP başta olmak üzere düzen partileri de bu harekatın arkasında duruyorlar. Bir kez daha asker cenazeleri üzerinden siyaset yapılıyor.

Ölenler ise, yine yoksul halk çocukları, Kürt halkıdır. Egemenlerin çıkarları uğruna halkların birbirini kırmasına, şovenizmle zehirlenmesine daha fazla izin vermemek, faşizme ve savaşa karşı birleşik mücadeleyi örmek gerekiyor.

Bunlara da bakabilirsiniz

İran’da kitleler sokakta

İran’da 22 yaşındaki genç bir kadının polis tarafından öldürülmesi, ülkede son yılların en büyük kitle …

12 Eylül ve Nevin Berktaş belgeseli…

12 Eylül’ün yıldönümünde, Nevin Berktaş ile röportaj yapıldı ve bir belgesel hazırlandı. Oda TV’nin hazırladığı, …

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …