Rusya’da Wagner isyanı

 

Rusya’nın paramiliter örgütü Wagner’in başkaldırısı, Rus emperyalizminin içte ve dışta ciddi bir sarsıntıya uğramasına neden oldu. Ukrayna’daki savaş bölgesinden ayrılan Wagner birlikleri Moskova’ya doğru ilerlemeye başladı. Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko’nun devreye girmesinin ardından, kriz şimdilik durmuş görünüyor.

 

Paramiliter bir güç olarak Wagner

Wagner, Rus emperyalizminin vurucu gücü olarak çalışan paramiliter bir örgütlenme. Rus askerinin bulunmasının ya da bulunduğu yerde savaşa girmesinin hukuki zemininin olmadığı koşullarda Wagner devreye giriyor ve kirli bir savaş yürütüyor. Her türden vahşet ve savaş suçu, resmi devlet ordularına değil, bu türden paramiliter-kontra güçlere işletiliyor. Sorumluluk gerektiğinde, rahatlıkla “bizimle ilgisi yok” denebiliyor. Tıpkı ABD’nin Irak savaşında, adını işlediği savaş suçları ile duyduğumuz BlackWater gibi.

Wagner ismi ilk olarak 2014 yılında, Rusya’nın Kırım’ı işgali sırasında duyuldu. İşgal sırasında ön safta yer alan Wagner askerlerinin sonrasında Donetsk ve Luhangsk’taki çatışmalarda görevlendirildiği, bölgedeki Rus yanlısı milislerle birlikte savaştırıldığı söyleniyor. Sahibi olan Prigojin, Rusya’da mafyatik ilişkiler içinde büyüyüp palazlanmış, Putin’le yakınlaşmış bir suçlu. Zaten Wagner askerlerinin, savaşta kullanılan önemli bir kesimi mahkumlardan oluşuyor; “sağ kalırlarsa özgürlük” vaadiyle ön cephede savaştırılıyorlar. Yanısıra eski askerler, ordu gazileri de birliklerde yer alıyor. Finansmanı Rus askeri istihbarat teşkilatı GRU tarafından yapılıyor. Silah vb. lojistik ihtiyaçları da doğrudan ordu tarafından sağlanıyor. Öyle ki, Wagner’in Rusya’daki kimi eğitim merkezlerinin, Rus ordu üsleriyle yan yana olduğu söyleniyor.

Wagner, Ukrayna’daki savaşın ardından, birçok ülkede Rusya’nın çıkarları doğrultusunda ve Rus ordusuyla birlikte savaşmaya devam etti. 2015 yılında Suriye’de savaşırken, bir yandan da petrol sahalarını koruyordu. 2016’dan itibaren Libya’da General Hafter’e destek oldu; hatta Hafter’in 2019’da Trablus hükümetine karşı savaşında yer aldı. 2017 yılında Orta Afrika Cumhuriyeti’nde elmas madenlerini koruma görevi üstlenmişti. Sudan’da ise altın madenlerini… 2021’de yine Afrika’da Mali hükümeti cihatçı çetelere karşı Wagner’den güvenlik desteği istedi, Wagner birlikleri ülkeye girince, Fransa askerlerini çekmek zorunda kaldı.

Ve Wagner, gittiği her yerde savaş suçu işlemekle suçlandı, çeşitli yaptırımlara uğradı.

 

İsyan nasıl başladı

Ukrayna savaşında yaşanan başarısızlıklar ve sorunlar, bir süredir Wagner ile Rus ordusu arasında gerilim yaşanmasına neden oluyordu. Aylardır büyümekte olan kriz, 23 Haziran günü patlak verdi. Wagner’in sahibi Yevgeny Prigojin, Rus ordusunun Ukrayna’daki Wagner kamplarına roket saldırısı düzenlediğini belirtti ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya karşı silahlı ayaklanma çağrısında bulundu. Zaten Prigojin, Ukrayna savaşında yaşanan sorunlardan ve başarısızlıklardan Şoygu’yu sorumlu tutuyordu.

Bu açıklamanın ardından FSB (Rus Federal Güvenlik Servisi) “silahlı isyan” suçlamasıyla Prigojin hakkında cezai soruşturma başlattığını duyurdu. Prigojin ise 23 Haziran gecesi harekete geçti. Rusya’nın güneyinde, Donetsk ve Lugansk sınırlarındaki Rostov kentinde Rus askeri karargahlarını ele geçirdi. Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile Genelkurmay Başkanı Valeri Gerenimov’un kendilerine teslim edilmesi talebiyle Moskova’ya doğru yürümeye başladı.

Prigojin, “bu bir askeri darbe değil, bir adalet yürüyüşüdür” diyordu. Putin ise bu durumu “vatana ihanet” olarak tanımladı, “Rusya’da bir kez daha bölünmeye izin vermeyeceğiz, eylemlerimiz çok sert olacak” diye tepki gösterdi. Wagner birlikleri, Rostov’da Moskova’ya uzanan yaklaşık 1000 km.lik yolun yarısından fazlasını geçtiğinde, Moskova’da savaşa hazırlık yapıldığı söyleniyordu. Bu arada Rus yönetimi, yürüyüşe katılan Wagner askerlerini kazanmak ve onları geri çevirmek için çeşitli açıklamalar da yapıyordu.

Gece başlayan yürüyüş, 24 Haziran günü akşam saatlerinde, Moskova’ya 200 km kala, Prigojin’in “geri dönüş” emri vermesiyle durdu. Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko, devreye girmiş, Prigojin’le Putin arasında arabuluculuk yaparak anlaşma sağlamıştı. Bu anlaşmaya göre, Prigojin Belarus’a gidecek, Wagner askerleri ise Rus ordusuna entegre edilecekti.

 

Ukrayna savaşı çelişkileri derinleştirdi

Rus ordusunun Wagner birliklerine füze saldırısı gerçekleştirdiği iddiası, 23 Haziran’daki çatışmayı başlatan unsur oldu. Ancak gerilim, aylar öncesinden başlamıştı. Asıl sorun, planlandığı gibi gitmeyen Ukrayna savaşının geldiği durumdu.

Rusya savaşın, tıpkı Kırım işgali gibi çok hızlı biçimde biteceğini planlamıştı. Ukrayna’ya karşı bağımsızlığını ilan eden ve zaten Rusya’nın etkisi altında olan Donbass bölgesi ile Kırım’dan Rusya’ya “kara bağlantısı”nı sağlayacak olan Mariupol ve Herson bölgeleri öncelikli hedefiydi. Savaşın durumuna göre, Kiev yönetiminin zayıflatılmasının yanısıra belki biraz daha toprak alabilirdi.

Ancak planlar hayata uymadı. ABD ve AB emperyalistleri, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’ye çok güçlü destek verdi. Elbette Ukrayna’nın Rusya’yı yeneceğini düşünmüyorlardı. Ancak Rusya’nın Ukrayna’da oyalandığı; zaman, para, enerji ve prestij kaybettiği; çok etkili bir “yıpratma savaşı”na mahkum ettiler. Rusya kolayca girdiği Ukrayna’dan, çok da kolay çıkamayacağını görmüş oldu.

24 Şubat 2022’de başlayan bu savaş, Rusya için bir yanıyla kaçınılmaz bir savaştı. Ukrayna’nın NATO’ya üye olma tehdidini bertaraf edebilmek için bu savaşa girmek zorundaydı. Dahası, Suriye savaşında ABD işbirlikçilerine karşı kazandığı başarı, özgüvenini yükseltmişti. Bu nedenle kolay zafer beklentisi içindeydi.

Ancak aynı kaçınılmazlık Almanya başta olmak üzere Batılı emperyalistler için de geçerliydi. Suriye gibi uzak bir coğrafyada değil, doğrudan Avrupa toprağında verilen bu savaş, AB emperyalistleri için hayati önem taşıyordu. Bu nedenle tüm güçleriyle asıldılar savaşa. Zelenski, Ukrayna’nın yerle bir olması pahasına, Batılı emperyalistlerin kendisine verdiği rolü oynadı. Ukraynalı faşist çetelerin öncülük yaptığı bu savaşta, Batılı emperyalistlerin çok ciddi silah-teknoloji-para yardımının yanısıra doğrudan yabancı asker desteğini de aldı.

Geçen yaklaşık 16 ay içinde, Rusya başlangıçta girdiği birçok bölgeden geri çekilmek zorunda kaldı; savaş Donbass bölgesi ile Kırım’ın kuzeyi ve doğusuna sıkıştı. Savaşın sertliği ve kayıpları ise her geçen gün arttı. Mesela Donbass sınırında olan Bahmut bölgesinde, aylardır süren çatışmalarda, ABD’nin yaptığı açıklamaya göre, Rusya 20 bin asker kaybetti, 80 bin asker de yaralandı. Kayıpların önemli bir bölümü Wagner askerleriydi.

Savaş böylesine sertleşmişken, ordunun paralı askerlere yeterli malzeme ve cephane sağlamadığı iddiaları giderek büyüdü, cephedeki hoşnutsuzluk arttı. Prigojin yaşadıkları eksiklikler nedeniyle Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov’u sorumlu tutuyordu.

Sorunlar ve eksiklikler büyürken, asker kayıpları da artıyorken, paralı askerlerle ordu arasındaki huzursuzluk büyüdü, giderek savaşın meşruiyeti de tartışılmaya başlandı. Öyle ki Prigojin Bahmut’tan çekileceklerini açıkladı.

Wagner’in giderek kontrolden çıkıyor olması, Rus yönetimini harekete geçirdi. 10 Haziran günü Şoygu, “tüm gönüllü oluşumların”, yani Wagner başta olmak üzere paramiliter grupların, 1 Temmuz’a kadar Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalaması zorunluluğu getiren bir kararname çıkardı. Bu karar, Wagner’in feshedilmesi ve askerlerinin orduya katılması anlamına geliyordu. Wagner’in (dolayısıyla Prigojin’in) yokolması anlamına gelen bu karar, Prigojin için artık yaşamsal bir durum oluşturmuştu. Bu koşullarda Prigojin, halk desteğini arkasına alabilmek için “yolsuzluklarla savaşma, boşuna asker ölümlerini durdurma ve savaşı doğru yönetme” gerekçelerini ileri sürdü ve “Moskova yürüyüşü”nü başlattı. Tabi hedefi sadece bazı yetkililerle sınırlayarak, Putin’i karşısına almamaya çalışarak, bir “darbe” ve “iktidar” hedefi olmadığını özellikle belirterek…

 

Rusya’nın gücü sarsıldı

Putin, Prigojin karşısında orduyu harekete geçirmek yerine Lukaşenko’yu devreye soktu; silah kullanmaya gerek kalmadan pazarlık gücüyle kontrolü sağladı. Bu arada Prigojin’in olası destek güçlerini etkisizleştirdi. Prigojin’in, ordudan ve halktan beklediği desteği görememiş olması da bunun sonucudur. Prigojin Belarus’a geçti, Wagner askerleri üslerine geri döndü. Paralı askerlerin orduya dahil edilmesiyle, sorun da çözülmüş olacak. Elbette Wagner bugüne kadar Rusya için çok büyük işler başarmıştı; bir süre sonra yeni bir paramiliter yapılanmanın oluşturulmasının önünde bir engel de yok.

Ancak bu olayın, görünenin ötesinde sonuçları oldu, olacak. Her şey bir yana, Putin artık ülkesinde kontrolü (kısa süreliğine bile olsa) kaybetmiş bir başkandır. Bu yanıyla otoritesi sarsılmış durumdadır. İkincisi, bu ayaklanma Ukrayna savaşında Rusya’nın çok güç kaybettiğinin, savaşın ordu üzerindeki tahribatının düşünülenden daha ağır olduğunu göstermektedir. Bu yanıyla Ukrayna başta olmak üzere Batılı emperyalistlerin cesareti ve atağı artacaktır.

Wagner’in neden durup dururken böyle bir “intihar girişimi”ne kalkıştığı üzerine çok konuşuluyor. Arkasında ABD’nin olduğu yolunda söylemler de az değil.

Elbette ABD emperyalizmi böylesi bir fırsatı kaçırmak istemez, bu durumdan faydalanmak için elinden geleni yapmaya çalışır. Ancak burada yaşanan asıl sorun, bir başka emperyalistin kışkırtmasından öte, daha özsel bir sorundur. Başka bir ülkenin topraklarında savaşa girişen işgalci bir ülke, üstelik de savaşı kaybediyorsa, hem ordu içinde (ya da bu örnekte olduğu gibi paramiliter savaşçılar) hem de kendi halkı arasında bu türden isyanlarla karşı karşıya kalması doğaldır.

ABD Vietnam savaşında benzer bir açmazın içine girmişti. Vietnam’da büyük bir direnişle karşılaşmış, çok sayıda Amerikan askeri ölmüş, savaşı kazanmayı başaramamıştı. Bu durum, öncelikle ABD ordusunda, yanısıra ABD halkında, ardından tüm dünyada kitlesel protestolara yol açmıştı. Şimdi de Rusya, birkaç günde bitireceğini düşündüğü bir savaşta ağır kayıplar veriyor. Bütün gücüyle yüklenmesine rağmen, savaşı kazanmayı başaramıyor. Ukrayna’nın ABD ve AB emperyalistlerinin büyük desteğiyle direndiği, faşist çetelerin doğrudan savaş yürüttüğü gerçeğini bir kenara bırakalım; Rusya’nın hem işgalci, hem başarısız olduğu gerçeği, Wagner’in isyanını doğurmuştur.

* * *

Son yaşananlar, Rusya’nın artık Ukrayna’da yenilmeye ve geri çekilmeye başlayacağı anlamına gelmiyor elbette. Rusya Suriye’den Venezüella’ya, Sudan’a kadar pek çok ülkede güç ve etkinlik kurmuş bir emperyalisttir; bu gücü ülke içinde yaşanan bir ayaklanma girişimi ile kaybetmesi sözkonusu olmaz. Ancak herşeye rağmen, bir darbe aldığı, eksikliklerinin ve başarısızlıklarının ortaya serildiği, kısa süreliğine de olsa kontrolü kaybettiği açıktır. Bu nedenle, bundan sonra gerek Ukrayna’da gerekse diğer hegemonya alanlarında, işi çok daha zor olacaktır.

Bunlara da bakabilirsiniz

’84 ÖO şehitleri ve Mehmet Fatih Öktülmüş Yaşıyor!

1984 Ölüm Orucu eyleminin ve ihtilalci komünist hareketin önderi Mehmet Fatih Öktülmüş’ün ölümünün üzerinden 40 …

Öğretmenlerin direnişi sürüyor

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası; 26 Mayıs’ta Ankara’da Meclis önüne kitlesel yürüyüşle başlattığı eğitim nöbetinde 3. …

Kolektif üretim ve yaşam; HAZİRAN PİKNİĞİ…

Genel olarak Avrupa’da özelde de yaşadığımız ülke Fransa’da,  ekonomik ve politik baskılar gün geçtikçe biz …