Yerel seçimlerde ortak adaylar belirleme süreci ve tavrımız

pdd-arka-logo-1

(Bu yazı 19 Ocak 2024 tarihinde yayınlanmış ve devrimci-demokrat kurumlarla paylaşılmıştır.)

 

Yerel seçimlerin genel seçimlerden her zaman farklı, özgün yönleri olmuştur. Mahalle ve beldelerden ilçelere ve illere kadar her kesimi yakından ilgilendiren canlı bir politikleşme süreci yaşanır. Komünist ve devrimcilerin bu durumu dikkate almaması düşünülemez.

Bu noktada devrimci-demokrat kurumların ortak hareket etmesi, belirleyici bir öneme sahiptir. En başta yerel yönetimlerin devrimci-halkçı bir karakter kazanması, buna uygun adayların belirlenmesi, birden fazla aday sözkonusu ise, demokratik yöntemlerle tekleşmesi, bu sayede mümkündür. Bazı yerellerde seçimleri kazanmanın ötesinde, genel olarak devrimci hareketin saygınlığının artması, güçlenmesi ve devrimin yükselmesi açısından bu adımlar çok önemlidir.

* * *

Bu bakışaçısıyla yerel seçimler öncesi, devrimci-demokrat kurumların ortak bir program etrafında ortak adaylar belirlemek için yapılan görüşmelere ve toplantılara katıldık.

SMF’nin (Sosyalist Meclisler Federasyon) çağrısıyla başlayan ikili ve çoklu toplantılar yapıldı. İlki 26 Eylül 2023, ikincisi 10 Kasım 2023 tarihinde olmak üzere İstanbul’da gerçekleşen merkezi toplantılarda 20’yi aşkın kurum biraraya geldi. Buralarda birlikte hareket etmenin önemine vurgu yapıldı; muhtarlıktan belediye başkanlığına kadar devrimci-demokrat adayların tekleşmesi için çaba sarfetmek, süreci birlikte örmek ve birlikte çalışmak konusunda hemfikirlik oluştu. (Dergimizin Kasım-Aralık 2023 tarihli sayısında iki toplantı hakkında daha geniş bilgilendirme ve PDD olarak görüşlerimiz yeralmaktadır.)

Ortak hareket etme yönünde oluşan düşünce birliğinde ilk sorun, TKP’nin 26 Eylül’de gerçekleşen merkezi toplantıdan hemen sonra (9 Ekim 2023 tarihinde) Hatay-Defne’den adayını açıklamasıyla yaşandı. Diğer bileşenlerle ortaklaşma çabasına girmeden yapılan bu çıkış, birlikte hareket etme konusunda yaşanan ilk kırılmaydı.(*)

Toplantılarda da ifade edildiği gibi, “Defne, birlikte hareket edilip edilmeyeceğinin en önemli sınavı”ydı, ne yazık ki bu sınavdan geçilemedi. Diğer önemli konu, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun yeniden aday olup olmayacağı ya da nereden aday olacağıydı. Yani Dersim ve Maçoğlu, bu birlikteliğin ikinci ve çok önemli diğer sınavıydı.

Bu süreç oldukça uzun ve sancılı geçti. İlkin SMF’nin, Maçoğlu’nun yeniden ve nereden aday olacağı konusunda netleşmesi aylar aldı. Bu süre zarfında İstanbul, İzmir, Muğla gibi illerin ve birçok ilçenin (hatta yeniden Dersim’in) adı geçti.

Ve 5 Ocak 2024 tarihinde SMF, Maçoğlu’nun İstanbul Kadıköy’den TKP’nin adayı olacağını açıkladı. Ancak iki gün sonra 7 Ocak’ta TKP, Maçoğlu’nun adaylığını “değerlendirdiklerini” açıkladı. Hatta Kadıköy’ün gündemlerinde olmadığını, Maçoğlu için İstanbul’un veya İzmir’in farklı ilçelerini düşündüklerini söylediler. Böylece yeniden bir belirsizlik ortamı yaratıldı. Ta ki, 16 Ocak’ta TKP ve SMF’nin Maçoğlu’nun Kadıköy’den adaylığını ortak açıklamayla resmileştirene dek…

* * *

26 Eylül toplantısıyla başlayan süreç, birlikte hareket etme konusunda olumlu bir yönelim ile başlamıştı; ancak sonrasında doğru biçimde yürütülmedi. Maçoğlu ve Kadıköy’den adaylık konusunda yaşanan sıkışma, yapılan hataların en somut görüntüsüydü. Bu nedenle eleştiri ve önerilerimizi, Kadıköy ve Fatih Mehmet Maçoğlu konusunda somutlayarak ifade edelim. (Burada ifade ettiğimiz eleştiri ve önerileri, 10 Ocak günü SMF ile yaptığımız ikili görüşmede sözlü olarak belirttiğimizin de altını çizelim.)

Maçoğlu, önce Ovacık’ta, sonra Dersim’de devrimci-halkçı belediyecilik örneğini yaşama geçirmeye çalışmış bir belediye başkanıydı. Özellikle Ovacık’ta kooperatifleşme adımıyla öne çıkan, halkla birlikte çalışan, belediye bütçesini şeffaf biçimde açıklayan, belediyenin kapısını halka açan, halk toplantıları yapan, mütevazı kişiliğiyle kitlelerin sevgisini ve saygısını kazanmış, halkla doğal ilişki kuran bir başkandı. Yaptıklarıyla ve “komünist başkan” olarak ülke çapında nam salmasıyla genel olarak devrimin çıkarlarına hizmet ediyordu. Bu yönleriyle desteklenmesi gerektiğini düşündüğümüz ve bir önceki seçimlerde de (2019 yerel seçimler) desteklediğimiz bir aday olmuştu.

Ancak Maçoğlu’nun adaylığı süreci, toplantılardaki söylemin aksine, ortaklaştırılmadan yürütüldü. En başta, “adayın ve programın yerellerde yapılacak toplantılarda belirlenmesi” konusunda oluşan görüş birliğine uyulmadı. Maçoğlu ile ilgili süreç ikili-üçlü görüşmelerle yürütüldü. “Karar”a dönüşen konular ise, birlik bileşenlerinden önce, medyaya duyuruldu.

Daha önceki Ovacık ve Dersim’deki seçim süreçlerinde, SMF’nin kararları kendi iç değerlendirmeleriyle tek başına alması ve yereldeki sınırlı sayıdaki birlik bileşenleriyle paylaşması anlaşılır bir durumdu. Ancak 2024 yerel seçimlerine giderken İstanbul’da başlayan merkezi toplantılarla yeni bir tablo ortaya çıkmıştı. Birlik bileşenleri “destekçi” değil, sürecin “özne”siydi artık. Bu gerçek gözardı edildi.

Maçoğlu’nun adaylığına ilişkin tüm kararlar, seçimlerde onu desteklemeyi kabul eden kurumların katıldığı ortak toplantılarda alınmalıydı. Maçoğlu’nun hangi ilçeden aday olacağı, o ilçeye özel hangi vaatleri sunacağı, çalışmanın hangi isimle yürütüleceği, adaylığın nasıl ve hangi tarihte açıklanacağı vb. soruların cevabı bu toplantılarda verilmeliydi. Ve Maçoğlu’nun adaylığı açıklandığı anda, onu destekleyen kurumların kafasındaki sorular da netleşmiş olarak kitlelere doyurucu yanıtlar verilir, güçlü bir çıkış yapılırdı.

Bu yapılmadığı için, son derece dağınık, kendi içinde tutarsız, çelişkili, hazırlıksız, üstelik karşıt kesimlerin saldırıları konusunda savunmasız bir tablo çıktı ortaya.

Bugün daha hala, “Kadıköy kararı”nın hangi değerlendirmelerin sonucu alındığına dair bir açıklama yapılmış değil. Benzer biçimde, “Kadıköy’e ilişkin vaatler”in ne olacağı, nasıl bir çalışma yürütüleceği belirsizliğini koruyor.

Maçoğlu’nun adaylığının açıklama biçiminden Kadıköy seçimine, ardından TKP’nin çelişkili açıklamalarına ve bazı kurumların olumsuz tepkilerine kadar her aşaması, dağınıklık, tutarsızlık görüntüsünü büyüttü;  devrimci-demokrat kitlede moral bozukluğu yarattı.

Yerel seçim çalışmalarının, asıl olarak devrimci-demokrat tabanın güçlü olduğu emekçi bölgelerde yürütülmesi gerektiği inancındayız. Bize göre Kadıköy, gerek sınıfsal gerekse siyasal profili ile “tercih listesi”nde yeralacak bir ilçe değildi. Bu düşüncemizi SMF ile yaptığımız ilk görüşmeden itibaren (Eylül başı) ifade ettik. Ayrıca adayın kimliği, programı gibi unsurların yanısıra, “seçilme ihtimali”nin de önemli olduğunu belirttik. Elbette seçime girdiğimiz her yerde kazanmak mümkün olmayabilir; fakat kazanma hedefiyle girilir, kazanmasa bile kayda değer bir oy oranıyla, kitlelerin moralini yükselterek, çalışmaları ivmelendirerek sonuçlanır. Bunun dışında propagandif aday çıkarmaların yarardan çok zarar verdiği görülmüştür.

Maçoğlu gibi kitlelere malolmuş bir ismin olası bir kötü seçim yenilgisi, genel olarak devrimci harekete kaybettirir, güvensizliği körükler.

* * *

Seçim sürecinde yaşanan olumsuzlukları çözmenin tek yolu, eksik bırakılan kolektif iradenin yeniden ortaya konmasıdır. İlk olarak Maçoğlu’nun adaylığını destekleyen kurumlar hızlı bir biçimde toplantıya çağrılmalıdır. Bu toplantıda, seçim çalışmasının nasıl yürütüleceğine dair tüm süreç ortak biçimde konuşulmalı ve kararlaştırılmalıdır. Seçim çalışmasının nasıl ve hangi isim altında (platform, dayanışma vb) yürütüleceği netleştirilmelidir. Ortak toplantı, ortak kararlar, kolektif yönetim, tüm kurumların imzasının olduğu bir basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulmalıdır. Dağınıklığı giderecek, kitlelerin moralini yükseltecek, seçim çalışmasını büyük bir enerji ile başlatacak olan şey budur.

Başından itibaren sadece eleştiriyle yetinmeyip önerilerle sürecin önünü açmaya çalıştık ve birleşik hareketi zorladık. Şimdi de aynı çabanın içindeyiz. Sürecin iyi yönetilmediğini söyleyip bir kenara çekilmeyi doğru bulmuyoruz. Halen Maçoğlu başta olmak üzere devrimci-demokrat adayların desteklenmesinden yanayız. Fakat eleştiri, uyarı ve önerilerimizin karşılığını alamadığımız, benzer yanlışların tekrarlandığı, temel noktalarda ortaklaşamadığımız koşullarda elbette yeniden değerlendirme ihtiyacı doğacaktır.

Sürecin gelişimini, son aşamadaki durumunu ve tavrımızı açıklama sorumluluğu ile hareket ediyoruz. Bundan sonraki gelişmeleri de tüm açıklığı ile paylaşmaya devam edeceğiz.

19 Ocak 2024

Proleter Devrimci Duruş

 

(*) Defne’den TKP’nin belediye başkan adayı Hizam Hasırcı ile Ekim ayı sonunda Antakya’da yaptığımız görüşmede, Hasırcı, İstanbul’da devrimci-demokrat kurumların yaptıkları merkezi toplantıdan habersiz olduğunu, devrimci-demokrat kurumların ortak adayı olmak için önseçim dahil her şeye hazır olduğunu söyledi. Biz de bunu 10 Kasım 2023 tarihinde yapılan ikinci merkezi toplantıda kürsüden ifade ettik. Merkezle yereller arasındaki bağların kopukluğuna dikkat çektik. Bunun üzerine yerellerle bağların güçlendirilmesi ve yerellerde çalıştayların örgütlenmesi kararı alındı. Fakat Defne’de yapılan çalıştay, TKP ve adayı Hasırcı’nın dışında gerçekleşti. Çalıştay bileşenleri de kendi adaylarını açıklamadı. Sonuçta Defne’de ortak aday belirlenememiş oldu. Oysa TKP, ikinci merkezi toplantıya da katılmış ve birlikte hareketten kopmadığını bildirmişti. İkili-üçlü görüşmelerde TKP’nin Defne çıkışını eleştirenler, -bunu TKP’ye de illettiklerini söyleyenler- merkezi toplantıda herhangi bir açıklama yapmadılar. TKP’nin birlikten kopmamış olması yeterli görüldü. Fakat birliğin güçlenerek ilerlemesi bakımından merkezi toplantılarda bu sorunların dile getirilmesi daha yararlı olacaktı.

Bunlara da bakabilirsiniz

’84 ÖO şehitleri ve Mehmet Fatih Öktülmüş Yaşıyor!

1984 Ölüm Orucu eyleminin ve ihtilalci komünist hareketin önderi Mehmet Fatih Öktülmüş’ün ölümünün üzerinden 40 …

Öğretmenlerin direnişi sürüyor

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası; 26 Mayıs’ta Ankara’da Meclis önüne kitlesel yürüyüşle başlattığı eğitim nöbetinde 3. …

Kolektif üretim ve yaşam; HAZİRAN PİKNİĞİ…

Genel olarak Avrupa’da özelde de yaşadığımız ülke Fransa’da,  ekonomik ve politik baskılar gün geçtikçe biz …