“Mertçe” cinayet!!!

Meral Akşener, bir kere daha özüne döndü, gerçek yüzünü ortaya serdi.

Sivas’ta yaptığı seçim konuşmasında, MHP’li Sinan Ateş’in torbacılar tarafından öldürülmesini eleştirirken, “Geçmişte siyasi cinayetlere şahit olduk, ama mertçeydi. Onun için hiçbirimiz korkmadık” dedi.

Son seçimlerde kitlelere dayatılan “kurtuluş reçetesi”nin en önemli figürü olan, AKP’ye karşı mücadelenin “vazgeçilmez unsuru” olarak lanse edilen faşist Akşener böyle konuştu!

Ve hepimiz, faşizmin insanlıkdışı yüzünü bir kere daha ortaya koyan bu sözlerden sonra, “mertçe” işlenen diğer siyasi cinayetlerin neler olduğunu merak ettik!

İşkencede katledilenler, “mert” polislerin “mertçe” icraatları sonucunda mı ölmüştü mesela?

Teşhir masasını tekmeledikten sonra dili kopartılarak öldürülen Remzi Basalak’ı katleden “mert polisler” nerede şimdi acaba?

Ya İbrahim Kaypakkaya’ya işkence edenler, onu vahşice katledenler?

Tarihimize “92 Konsepti” adıyla geçen o kapkara vahşet, gözaltında kayıp, faili meçhul yıllarında katledilen-kaybedilen yüzlerce insanımız mertçe mi öldürülmüştü?

Sahi, Meral Akşener tam da o dönemin ortaklarından biri değil mi? 1996 yılında İçişleri Bakanlığı görevini devalırken, “Mehmet Ağar’ın yükselttiği çıta aşağı düşürülmeyecektir” dememiş miydi? “Çıta”, “92 Konsepti” adı altında 1990’ların ilk yıllarına damgasını vuran, insanlıkdışı işkenceler, katliamlardı. Akşener’in İçişleri Bakanlığı yaptığı 1996-97 yıllarında 200’e yakın insan “faili meçhul” cinayetlerle öldürüldü. “92 Konsepti”ni kapsayan 1989-99 yılları arasında katledilenlerin sayısı ise 2000’e yaklaştı.

Akşener’in bu konuşmayı yaptığı Sivas, 2 Temmuz 1993’te Madımak Katliamı ile sarsılmıştı. O katliamı hazırlayan, yöneten, emri uygulayanlar, insanlar içeride diri diri yanarken otelin önünde çığlıklar atanlar mert katiller miydi?

İnsanların diri diri yakıldığı bir başka tarih 19 Aralık 2001’dir. Cezaevlerinde 19 Aralık katliamını gerçekleştirenler, küçücük koğuşların içine yüzlerce gaz bombası atanlar, kimyasal silahlarla insanların bedenlerini eritenler, havalandırmada halay çekenlerin üzerine ateş açanlar da “mert katiller” mi?

Akşener için “mert katil” olmanın kriteri ne acaba? Muhtemelen sadece devletin ve resmi kolluk güçlerinin işlediği cinayetlerle sınırlamıyordur. Sivil faşist köpeklerin, eli kanlı tetikçilerin “devlet için” işlediği cinayetler de Akşener için bu kategoride yeralıyor olmalı.

Mesela Haluk Kırcı ve Abdullah Çatlı, 1978 yılında 6 TİP’li öğrencinin vahşi biçimde katledildiği Bahçelievler katliamının failiydiler. Bu olayda devletle işbirliği öylesine açıktı ki; Haluk Kırcı idama mahkum edilmişken “yanlışlıkla” serbest bırakıldı, aranır durumdayken evlendi, nikahta Mehmet Ağar nikah şahitliği yaptı. Haluk Kırcı da “mert katil”lerden biri olmalı.

Sonra Ali İsmail Korkmaz’ı Gezi Ayaklanması günlerinde bir ara sokakta döverek öldüren fırıncı da Akşener’in “mert katiller”inden biridir herhalde.

Kürt aydın Musa Anter, Ermeni muhalif gazeteci Hrant Dink, Uğur Mumcu, Berkin Elvan, Sabahattin Ali, Erdal Eren… İsimleri saymakla bitmez.

* * *

Söylediği sözün bir “dil sürçmesi” olduğunu varsayanlar var. Oysa bu doğru değil. Akşener bir faşist kadrodur ve faşist ideolojisinin olağan bakışını üzerimize kusmuştur. Çünkü faşizm, kendisinden olmayan her kesimi düşman ilan eder ve bu düşmanı yoketmek için her yolu mübah sayar.

Biz faşizmi çok iyi tanırız. Tarih ve yaşam bunun örnekleriyle doludur. Arjantin’de insanları helikopterlerden okyanusa atanlar, Meksika’da muhalif öğrencileri canlı canlı yakanlar, İngiltere’de Bobby Sands ve arkadaşlarının Ölüm Orucu’nda ölmesine yol açanlar, kölelik kalktıktan sonra Missisipi’de siyahları zifte bulayıp yakan Ku Klux Klan’lar… Dünyanın her yerinde devrimci önderleri, muhalif kadroları katledenler, başka ırktan olanlara soykırım gerçekleştirenler, kendi iktidarlarına tehdit gördüklerini yokedenler bu faşist katillerdir.

En çarpıcı örneği ise II. Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında yaşanmıştır. Alman faşizminin sadece Polonya’daki işgal sırasında öldürdüğü insan sayısı 6 milyona yakındır. Yahudileri gaz odalarında yakan, saçlarını, dişlerini toplayarak fabrikalara gönderen, toplama kamplarında en vahşi işkenceleri yürüten, insan bedenleri üzerinde deneyler yapan “mert katiller”, Alman faşistleridir.

Faşizm, kendisinden başka herkese düşman olan; kendisinden farklı her kesimi köleleştirmeye, köleleştiremiyorsa yoketmeye çalışan bir rejimdir. Tıpkı Nazım Usta’nın dediği gibi:

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,

akar suyun, meyve çağında ağacın,

serip gelişen hayatın düşmanı.

Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :

-çürüyen diş, dökülen et-,

bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler,

Ve elbette ki, sevgilim, elbet,

dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,

dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla

bu güzelim memlekette hürriyet.

Bursa da havlucu Recebe,

Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,

fakir köylü Hatçe kadına,

ırgat Süleymana düşman,

sana düşman, bana düşman,

düşünen insana düşman,

vatan ki bu insanların evidir,

sevgilim, onlar vatana düşman…

* * *

Meral Akşener Sivas’ta yaptığı konuşmada “Geçmişte siyasi cinayetlere şahit olduk ama mertçeydi” cümlesinin ardından, şu sözlerle devam ediyor: “Onun için hiçbirimiz korkmadık.”

Biz geçmişte de bugün de, her dönem “namertçe” siyasi cinayetlerle karşı karşıya kaldık. Ama bu namert cinayetlerin, katliamların tarihin akışını değiştirmediğini gördük. Bu namert cinayetlerin insanlık suçu olduğunu ilan ettik. Bu namert cinayetlerin devrim ve sosyalizm savaşımının bir parçası olduğunu anladık. Bu namert cinayetlerin sınıf mücadelesini durduramayacağını, insanlığın bağımsızlık, özgürlük, sosyalizm ve sınıfsız-sömürüsüz toplum hedefini engelleyemeyeceğini öğrendik.

Ve hiçbirimiz korkmadık!

Bunlara da bakabilirsiniz

Hak verilmez alınır ZAFER SOKAKTA KAZANILIR!

Türkiye, bir seçimi daha geride bıraktı. AKP’li yıllar seçimlerle geçti. Seçimlerin tek başına demokrasiyi geliştirmediği, …

Sosyalizmde yerel yönetimler

Günümüzde üç çeşit yerel yönetim anlayışından sözedilmektedir: Kıta Avrupası, Anglosakson ve Orta-Kuzey Avrupa yerel yönetim …

Vergi soygunu artarken…

Seçim sonrasında işçi ve emekçileri bekleyen büyük ekonomik saldırı politikalarının en önemli kalemlerinden biri de …