Yerel seçim süreci, eleştirilerimiz, tavrımız…

pdd-arka-logo-1

Yerel seçimlerin genel seçimlerden farklı olduğunu, dolayısıyla izlenecek politikaların da farklı olması gerektiğini daha önceki yazılarımızda ifade etmiştik.

Mayıs 2023 seçimlerinde, AKP-MHP bloku yarattığı onca soruna ve kitlelerden yükselen tepkiye rağmen yine seçim hileleriyle kazanmayı başarmıştı. Düzen partileri ve ona eklemlenen reformist partiler ise, bir yandan boş umutlar ve sahte hayaller yaymış, diğer yandan AKP-MHP blokunun her tür kural tanımazlığını, manipülasyonunu, hilelerini bir kez daha sineye çekmişti. Kitlelerde muhalefete ve seçimlere tepki ve güvensizlik artmıştı.

2024 yerel seçimleri, yaklaşık 10 ay önce gerçekleşen genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kitlelerde yarattığı moral bozukluğunun üzerine geldi. Bu koşullarda kitlelerin düzen partilerine ve kurumlarına karşı artan güvensizliğini büyütmek ve devrimci bir alternatif göstermek gerekiyordu. Devrimci-demokrat kurumların düzen muhalefetinden koparak birlikte hareket etmeleri, ortak adaylar çıkarmaları iyi bir başlangıç olabilirdi. Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) bu yöndeki çağrısına, ikili ve ortak görüşmelere, bu bakışaçısıyla katıldık.

 

Başat görev;

kayyuma karşı mücadele olmalıydı

Katıldığımız merkezi toplantılarda ve ikili görüşmelerde, 2024 yerel seçimlerinde kayyuma karşı mücadelenin en başa yazılması gerektiğini özellikle belirttik. Seçimlere kadar olan süreçte kayyumlara karşı mücadele yükseltilmeli, kayyum siyasetinin bitmesi talep edilmeli, hatta kayyum kalkmadan seçimlere katılınmayacağı söylenerek yönetim sıkıştırılmalıydı.

Ne yazık ki böyle bir süreç örülmedi. Kayyum sorununu en fazla yaşayan HDP (şimdiki adıyla DEM Parti) temsilcisi, merkezi toplantıda bizim sorumuz üzerine; “kayyumu gündemde tutmak istemediklerini” söyledi. (Oysa kayyum -görmek istemesek de- kapı gibi önümüzde duruyordu.) Kendi içlerinde kayyumu konuştuklarını, her tür direniş biçimini tartıştıklarını belirtti. Kayyuma karşı yeterince direniş göstermediklerini kabul etmesi, olumluydu. Fakat AKP dahil bölgedeki herkesin kayyumdan rahatsız olduğunu, bu doğrultuda görüşmeler yapıldığını söylemesi, sorunu “diyalog”la çözmeye çalıştıklarını gösteriyordu.

Diğer devrimci kurumlardan da kayyuma karşı mücadelenin önemine vurgu yapanlar oldu, ama bu yönde bir mücadele hattı örülmedi. Sadece kayyum konusunda değil, genel olarak seçim öncesi bir mücadele hattı örülüp yürütülmedi. Bu eksiklik, “yığınakta yapılan hatalar”ın ilki ve belki de en önemlisiydi.   

Kimlerin aday olacağı, nereden gösterileceği, ne kadar ortaklaşılacağı üzerine ikili-üçlü görüşmelerle zaman harcandı. Aylar süren bu görüşme trafiği, seçim çalışmasının son iki aya sıkışmasını da beraberinde getirdi. Seçim programı, ilkeler, vaatler gibi içeriğe dönük belirlemeler bile son günlere kaldı.

 

Devrimci-demokrat adaylar

ortak belirlenmeliydi

Muhtarlıktan meclis üyelerine, belediye başkanlarına kadar devrimci-demokrat adayları destekleyeceğimizi baştan ilan etmiştik. Fakat bu adayların ortaklaşması için çaba harcamak, “tek”e düşürmek gerekiyordu. Özellikle geçmişten beri devrimci faaliyetlerin sürdüğü mahallelerde muhtar adaylarını belirleyebilmek önemliydi. Bunun için toplantılar yapılmalı, kurumlar arası görüşmeler, anket, önseçim gibi yöntemler devreye sokulmalıydı. Kimi yerlerde bu yönde çabalarımız da oldu fakat karşılıksız kaldı.

Merkezi toplantılarda “yerel çalıştaylar” kararlaştırıldığı halde, başta İstanbul olmak üzere birçok ilde yapılamadı. Hatay’da gerçekleşen “çalıştay” ise amacına hizmet etmedi. Toplantılar sürerken TKP’nin Defne’de adayını açıklaması, birlikte hareket etmede ilk kırılmayı yaratmıştı. Çalıştay bu kırılmayı onarmak yerine, TKP ve Defne adayını toplantıya çağırmayarak derinleştirmiş oldu.

Kimlerin nereden aday olacağı, nasıl bir programla çıkacağı, bu toplantılarda belirlenmeli ve “ortak aday” ilan edilmeliydi. Devrimci-demokrat adayların daha güçlü çıkması böyle sağlanabilirdi. Fakat ne yazık ki, bu olmadı. Her kurum kendi adayını önce tek başına açıkladı, sonra ikili veya çoklu açıklamalar yapıldı.

Bu açıdan yerel seçimler sürecine girerken iyi bir başlangıç yapıldığını, fakat sonrasının iyi yönetilmediğini söylüyoruz. Birleşik hareket etmek için daha çok yol katetmemiz gerektiğini de…

 

Maçoğlu’nu destekliyoruz

Sürecin iyi yönetilmediğini, birçok eksik ve yanlış yapıldığını, ikili ve çoklu görüşmelerde ifade ettik. Bunları yazılı hale getirip muhataplarına ilettik. Amacımız, eleştiri ve önerilerle sürecin önünü açmaktı.

SMF’nin Kadıköy adayı Fatih Mehmet Maçoğlu’nu anlayış düzeyinde destekliyor olmakla birlikte, eleştirilerimiz de vardı. En başta, Kadıköy tercihini sınıfsal ve siyasal olarak yanlış bulduk. İkincisi, adaylık açıklaması uzun zaman sürüncemede kaldı, belirsizlik yaratıldı. Üçüncüsü, SMF’nin tek başına açıklama yapmasının ardından TKP’nin çelişik ve muğlak açıklamaları yanlıştı. Tüm bunlar, Maçoğlu’nu destekleyen kitlede moral bozucu ve güven sarsıcı bir etki yarattı.

Bu görüşlerimiz ve eleştirilerimiz değişmedi. Ancak Maçoğlu’nu desteklemeyi sürdürüyoruz. Çünkü Maçoğlu Ovacık’ta ve Dersim’de devrimci-halkçı belediyeciliğin örneğini yaratmaya çalıştı. Özellikle Ovacık’ta kooperatifleşme adımıyla öne çıktı, halkla doğal ilişkiler kurarak onların sevgisini-saygısını kazandı. Dahası, “komünist başkan” olarak ünlenmesi ve yaptıklarıyla, genel olarak devrimin çıkarlarına hizmet etti. Bir önceki seçimlerde de (2019 yerel seçimleri) Maçoğlu’nu bu özelliklerinden dolayı desteklemiştik.

Altını çizmek istediğimiz bir husus da şudur: Maçoğlu SMF’nin adayıdır. Seçimlere TKP’den katılması kimi hukuksal zorunluluklar nedeniyle, SMF’nin tercihidir. Bizim desteğimiz Maçoğlu’nadır; TKP’ye değil! Kurulan seçim ittifakı, “ajitasyon-propagandada serbestlik” ilkesini temel almaktadır. Bu koşullarda, kendi belirlediğimiz biçimlerle ve bağımsız faaliyetimizle Maçoğlu’nu destekleyeceğiz.

 

Sonuç olarak

2024 yerel seçimlerinde faaliyetlerimizin bulunduğu yerlerde devrimci-demokrat adayları ortaklaştırma çabamız sürüyor. Bunun başarılmadığı koşullarda yerelin dinamiklerini gözönüne alarak en uygun adayı destekleyeceğiz. Böyle bir aday yoksa, sandığa gitmeyeceğiz.

Desteklediğimiz devrimci-demokrat adaylar konusunda da kitlelerin boş hayallere kapılmasına izin vermeyeceğiz. “Yerelde iktidar” olunamayacağını, devrim olmaksızın “sosyalist belediyecilik” yapılamayacağını anlatmaya devam edeceğiz.

“Devrimci-halkçı belediyecilik” anlayışımızın temelinde üç ilke bulunmaktadır: Halkla birlikte yönetme, şeffaf bütçe ve seçilenin geri çağrılabilmesi… Destek verdiğimiz bölgelerdeki seçilenlerin, “devrimci-halkçı belediyecilik” modelini daha ileri taşıması, fiili mücadelelerle engelleri aşması ve kitlelerin örgütlenme-bilinç düzeyini yükseltmesi için yapacağı çalışmalara desteğimizi sunacağız.

Bunlara da bakabilirsiniz

Hak verilmez alınır ZAFER SOKAKTA KAZANILIR!

Türkiye, bir seçimi daha geride bıraktı. AKP’li yıllar seçimlerle geçti. Seçimlerin tek başına demokrasiyi geliştirmediği, …

Sosyalizmde yerel yönetimler

Günümüzde üç çeşit yerel yönetim anlayışından sözedilmektedir: Kıta Avrupası, Anglosakson ve Orta-Kuzey Avrupa yerel yönetim …

Vergi soygunu artarken…

Seçim sonrasında işçi ve emekçileri bekleyen büyük ekonomik saldırı politikalarının en önemli kalemlerinden biri de …