Öğretmen direnişi sürüyor

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun meclis gündemine geldiği ve tartışıldığı bugünlerde, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın 26 Mayıs’ta başlattığı direniş 40. gününü geride bıraktı.

26 Mayıs günü sendikanın Ankara Temsilciliği önünde buluşan yüzlerce eğitim emekçisi; Kızılay’da polis barikatlarını aşarak, Milli Egemenlik Parkı’nda eğitim nöbeti başlamıştı.

26 Mayıs akşamı ilk nöbetin Ankara’da tutulmasının ardından, 27 Mayıs’tan itibaren başta İstanbul olmak üzere toplam 16 şehirde 14 Haziran’a kadar devam etti eğitim nöbetleri ve 15 Haziran itibariyle merkezileştirilerek Ankara’ya taşındı.

40 gün boyunca devletin ve özel sektörün temsilcileriyle görüşmelerin yanısıra, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere çeşitli eylemler de yapıldı.

Eğitim nöbetinin 2. gününde, rehabilitasyon merkezi patronlarının derneği olan Özel Eğitim Kurumları Derneği önünde bir açıklama yapıldı.

Direnişin 4. gününde Milli Eğitim Bakanlığı önünde oturma eylemi yapıldı. Bu eylem sırasında Özel Eğitim Kurumları Derneği başkanı Yunus Kılıç öğretmenlerin yanına geldi: “Neden benim derneğimin önünde açıklama yapıyorsunuz, ben de taban maaş uygulamasını istiyorum, bakanlıkla çözülmesi gerek” diyerek, öğretmenleri provoke etmeye çalıştı. Oysa rehabilitasyon merkezlerinin, alandaki en düşük maaş skalasına sahip olduğunu biliyoruz.

Bakanlık önünde oturma eylemi yapan öğretmenler, oturma eylemini gece de devam ettireceklerini açıkladıklarında, ters kelepçe ve darp ile gözaltına alındılar. Ankara’daki gözaltı üzerine, İstanbul’daki sendika üyeleri aynı gün Sultanahmet’teki nöbet alanından Beyazıt Meydanı’na bir yürüyüş gerçekleştirdi. Sloganlar ve ajitasyon konuşmalarıyla yapılan yürüyüş, Beyazıt Meydanı’nda basın açıklamasının ardından Sultanahmet’te son buldu ve nöbete devam edildi. Bu yürüyüş ve açıklama uzun zamandır Beyazıt’ta yapılan ilk izinsiz gösteriydi.

Nöbetin 6. gününde patron dernekleri birleşerek bir açıklama yayınladılar. Açıklama baştan sona yalanlarla doluydu. Derneklere bağlı olan okullarda maaşların yeterli düzeyde olduğu, okulların demokratik olduğu, öğretmenlerin baskı görmediği gibi, alanın gerçekliğini yansıtmayan ifadeler kullanan patronlar, gerçek yüzlerini okulların kapanmasıyla birlikte gelen işten çıkarma saldırılarıyla gösterdiler. Eğitim alanında “iyi” kabul edilen zincir okulların neredeyse tümünde sendika üyesi öğretmenler kıyıma uğradı.

Patron derneklerinin açıklamasının ardından, direnişin 7. gününde 1 Haziran günü İstanbul’daki sendika üyeleri, nöbeti TÖZOK Genel Merkezi önüne taşıdılar. Patronların da bildiği ancak açıklamalarında dile getirmedikleri gerçekliği göstermek isteyen öğretmenler; önce polis barikatı, polisin sözlü tacizi ve ardından ters kelepçe ile darp edilerek gözaltı ile karşılaştı. Devlet, sınıfına uygun olarak sermayenin yanında emekçinin karşısındaki tutumundan hiç ödün vermedi. Sendika üyesi öğretmenler ise; önlerine konulan polis kalkanlarını, polislerin sözlü tacizlerini, sloganlarla başları dimdik karşıladılar.

Bu saldırıdan sonra patronlar bir açıklama daha yayınladı. Öğretmenlerin gözaltına alınmasıyla gündeme gelmek istemediklerini, taban maaşı destekledikleri ancak meseleyi bakanlığın çözmesi gerektiğini, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın kendilerine bir görüşme talebinde bulunmadığını belirttiler.

Bu açıklamanın ardından TÖZOK ve TÖDER başta olmak üzere patron dernekleriyle görüşmeler başladı. Bu görüşmelerde patronlar, taban maaş uygulamasına karşı olmadıklarını, kamu ve özel sektör arasındaki brüt farkının fazla olduğunu, öğretmenler eşit işe eşit ücret isterken kendilerinin de maliyette eşitlik istediklerini belirttiler ve bakanlığa iletilmek üzere birtakım öneriler sundular. Oysa özel sektördeki sömürünün asıl kaynağı da patronlardır. Devlet onların istediği yasayı çıkarır, istemediği yasayı kaldırır ki, taban maaş hakkını içeren yasada olan tam olarak budur. Bununla birlikte taban maaş uygulamasının ne şekilde hayata geçirileceği öğretmenlerin problemi değildir. Öğretmenlerin taban maaş hakkı için verdikleri mücadele esastır.

29 Ocak’ta yapılan eylemin ardından Nisan ayında taban maaş konusunda çalışma yapılacağının sözünü veren ve Nisan ayına geldiğimizde bir televizyon programında “bizim böyle bir yetkimiz yok” diyen ve sendikanın görüşme taleplerini karşılıksız bırakan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 25 Haziran’da ‘eğitimin paydaşları’ olduğunu iddia ettiği sendikalarla bir akşam yemeğinde buluştu. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş yemeğe katılmadı, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yemeğe davet edilmedi. Eğitim nöbetinin 31. gününe denk gelen bu yemeğin yapıldığı yere giden sendika yönetici ve üyeleri, Yusuf Tekin ile görüşmek istedi. İçeri alınmayan öğretmenler, programın bitmesinin ardından Yusuf Tekin ile 20 dakika görüşebildi. Bu görüşmede Tekin, taban maaş maddesinin Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda (ÖMK) olmadığını, ancak sonrasında yönetmelik olarak geçireceklerini söyledi.

Tekin vaatlerle oyalıyordu; ancak Bakan Yardımcısı Kemal Şamlıoğlu, sendika yöneticilerine gerçek tabloyu gösterdi: Böyle bir gündem olmadığını, daha sonra düşünüleceğini, patronların ikna olması gerektiğini, Çalışma Bakanlığı’nın bu haliyle taban maaşı uygulamaya sokmayacağını, taban maaş uygulaması geldiği takdirde butik kurumların batacağını ve buna izin veremeyeceklerini ifade etti.

Bakan Yardımcısı patronların haklarını-çıkarlarını güzelce savundu. Öğretmenler de kendi hakları ve çıkarları için mücadeleye devam ediyorlar.

Yapılan bu olumsuz görüşmenin ardından, eğitim nöbetinin 38. gününde, ÖMK eğitim komisyonunda tartışılmaya başlandığında; sendika üyeleri bir kez daha direnişi bakanlığın önüne taşıdı. Bu kez polisin daha sert bir müdahalesi ile karşılaşan 25 öğretmen işkence ile gözaltına alındı. Yüzü maskeli bir polis, gözaltına aracında öğretmenlere işkence yaptı. Bir öğretmen başına aldığı tekme ve yumruk darbeleri sonucu bayıldı, bir öğretmenin röntgeni ve tomografisi çekildi. İşkence öğretmenleri yıldırmadı, gözaltı boyunca sloganlar susmadı.

40 günlük nöbet boyunca yapılan bu eylemlerin yanısıra, Ankara’nın merkezi bütün noktalarına devasa pankartlar asıldı; 10.000 civarında afiş Ankara’nın duvarlarında öğretmenlerin haklı taleplerini görünür kıldı; merkezi noktalarda bildiriler dağıtıldı; taban maaş hakkının duyurulması ve kabul edilmesi için masalar kuruldu. Taban maaş hakkının sadece öğretmenlerin değil, halkın talebi olması için yoğun çalışmalar yapıldı ve halkın öğretmenlerin taleplerini benimseyen, olumlu tepkileri ile karşılaşıldı.

 

Eksikleri aşarak mücadeleyi yükselteceğiz

Özel sektör öğretmenleri sendikası, güçlü ve iyi bir mücadele pratiği sergiliyor. Eylemler geniş bir kitlede yankı buluyor, gündemleşiyor, basında yer alacak kadar büyük bir etki yaratıyor. Yanısıra, hem patronları hem de devleti sıkıştırıyor; bu sıkışma nedeniyle iki taraf da kendisini aklamak, sorunun dışında göstermek için açıklamalar yapıyor, mazeretler uyduruyor.

Bunların herbiri çok değerli kazanımlar. Sadece 3 yıl önce kurulmuş bir sendikanın, şimdiden bu kadar etki yaratmış olması, başlı başına önem taşıyor.

Bunu daha da güçlendirmek ve taleplerimizi somut kazanımlara dönüştürmek için ise, atılması ve güçlendirilmesi gereken adımlar var.

Bir eylem biçimi olarak “nöbetler” uzatıldığında, yanı sıra dar bir kadro ile yapıldığında etki gücü zayıflıyor. Uzun erimli bir mücadele yöntemi olan nöbet, sendikanın tüm güçlerini seferber ederek başlatılmalıydı; başlangıçta yapılamıyorsa bile, sonrasında sendikanın genel gövdesinin harekete geçirilmesi için araç ve yöntemler bulunmalıydı, bulunmalıdır. Eylemin taleplerinin sadece sendika yönetimi ve temsilcileriyle sınırlı olmayıp tüm üyeleri, hatta tüm özel sektör öğretmenlerini kapsadığını göstermek gerekir.

Bu yapılmadığında, 13 bin üyeye sahip, yüzbinlerce öğretmeni kapsayan bir sendika sadece 20 ila 50 kişiyle eylemi sürdürdüğünde, zayıf bir tablo ortaya çıkıyor. Dahası, sorunun asıl öznesi olan özel sektör öğretmenleri, eylemin öznesi değil, seyircisi haline geliyor. “İşçiler örgütü” olan sendikanın, üretimden gelen gücünü kullanması, nöbet eylemini örgütlü olduğu işyerlerin taşıması, sonuca ulaşmak, kayda değer kazanımlar elde etmek için en önemli yoldur.

Bu süreçte sendikal eğitimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Sendikalar mücadele araçlarımız olduğu gibi bir okuldur da. Sendika tek tek işçileri, emekçileri yan yana getirip birleştiren ve onları güçlü bir ordu olarak burjuvazinin karşısına çıkaran bir oluşumdur. Emekçilerin bilincine dokunup değiştirmek de sendikanın verdiği eğitim ile mümkün olur.

Bir diğer önemli konu da taban örgütlenmesidir. Sendikanın aldığı kararları tabanın benimsemesini, işyeri temsilciliklerinin kurulmasını, direnişlerin kitlesel olmasını sağlamak gerekir.

Burada sendikanın önünde iki önemli dezavantaj duruyor. Birincisi eylemin başlamasının ardından yaz tatiline girilmesi bir dezavantaj yarattı; nöbet eylemi sendikanın örgütlü olduğu okullara yayılamadı.

İkincisi ve daha genel olan sorun ise, özel sektör öğretmenlerinin çalışma koşullarıdır. Belirli süreli iş sözleşmesi, kalıcı bir işyeri temsilciliği oluşturmada zorluk çıkarıyor. Sendikal faaliyetlerde öne çıkan öğretmenlerin, sene sonunda sözleşmesi yenilenmiyor ve aynı sürece her sene yeniden başlanmak zorunda kalınıyor. Bu konu zamana yayılan, sendikal eğitimle birlikte ilerleyecek sağlam bir işyeri örgütlenmesi ile çözülebilir ve çözülmelidir.

Öğretmenler sınıfsız değildir; kaldı ki haklarını aradıkça karşılarına dikilen aygıtlar hangi sınıfa ait olduklarını kanıtlamaktadır. Önce patronlar, sonra devlet aygıtları, bir bütün olarak burjuvazi, her taleplerinde barikat olarak karşılarına dikilmektedir.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, sadece bir mesleğin onuru için mücadele etmiyor, toplumsal mücadeleyi de yükseltiyor, alan açıyor. Nöbet eylemleri veya başka şekillerde, bu direniş sürecektir.

 

Özel sektör eğitim emekçisi

Bunlara da bakabilirsiniz

Eti Krom işçileri direniyor

Elazığ-Alacakaya’da bulunan Eti Krom Yıldırımlar AŞ’ye ait maden ocaklarında çalışan işçiler, düşük ücretler ve ağır …

Hatay’da Evvel Temmuz Festivali başladı

Antakya-Samandağ’da Evvel Temmuz Festivali başladı. 11-14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen festivalde PDD olarak stan açtık. …

İEB’den NATO zirvesine karşı eylem

NATO’nun 75. yılı için ABD’de toplanan zirveyi protesto etmek amacıyla İşçi Emekçi Birliği İstanbul Dolmabahçe …