Kıdem tazminatını gaspettirmeyelim!

dsb.logo

Kıdem tazminatının gaspı yine gündemde. Zaten burjuvazi kıdem tazminatının gaspını hiç gündeminden çıkarmadı, sürekli hedefindeydi. Şimdi yeniden gaspetmenin koşullarını oluşturmaya çalışıyor. Kıdem tazminatı Eylül ayında toplanan “Çalışma Meclisi” toplantısında da gündeme geldi, tartışıldı. Patronlar kıdemin kaldırılmasını isterken, işçileri temsilen toplantıya katılan sendikalar, karşı çıktı. AKP hükümeti ise, fon hazırlığını sürdürüyor. Hazırlanan taslağın Kasım ayında parlementoya getirilmesi hedefleniyor.

 

Kıdem nedir, neden gaspedilmek isteniyor?

Kıdem, işçi ve emekçilerin verilmeyen ücretinin, sonradan verilmek üzere birikimidir. Emekçilerin “13. aylığı”dır, kısmen iş güvencesidir, yıpranma payıdır, emeklilik güvencesidir. Ve bu hakkı elde etmek için, nice mücadeleler verilmiş, bedeller ödemişlerdir. Dolayısıyla işçilerin kanı, canıdır.

Çalışanlar için böyleyken, patronlar kıdeme bir maliyet, bir yük olarak bakarlar. Yıllardır da kıdem tazminatını gaspetme peşindedirler. Fakat bunun birden kaldırılmasının zor olduğunu bildiklerinden dolayı, parça parça gaspetmeye çalışıyorlar.

Yürürlükteki yasalara göre, bir yıl çalışan işçi, kıdem tazminatını haketmekte, bir yıl sonunda bir aylık ücret tutarında kıdem ücreti almaktadır. Patronlar çalıştırdıkları işçi için, yılda 30 gün kıdem primi ödemekteler. TÜSİAD, TİSK, TOBB, MÜSİAD vb patronlar örgütlerinin ortak görüşü, kıdem tazminatının 30 günden 15 güne indirilmesidir. Hükümetin önerdiği fon uygulamasına da karşı değiller. Ancak primler ciddi bir şekilde düşürüldüğü taktirde bunu kabul edebileceklerini söylüyorlar.

Sermayenin hizmetinde olan AKP hükümeti, işbaşına geldiği günden beri, kıdem tazminatını kaldırma formülleri üzerinde çalışıyor. Fakat bunun zor olduğunu, işçi emekçilerin tepkisinin çok büyük olacağını bildiğinden ara formüller peşinde. Bulduğu ara formül, kıdem tazminatını fona devrederek aşama aşama kaldırmak. Bir yandan bunun hazırlığını sürdürürken bir yandan da işçi emekçileri kandırmak için kara propaganda yapıyor. Patronlar gibi onlar da, kıdem tazminatının bir sorun olduğunu, işgücü piyasalarını ‘katılaştırdığını’ vb söylüyor. Hatta işsizliğin sebebi olarak gösteriyor.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “istihdam artışının önündeki en büyük engellerin kıdem tazminatı yükü ve esnek istihdama geçilememesi olduğunu” söyledi. Konuşmanın devamında “Türkiye’de kıdem tazminatının bu kadar yüksek ve ağır olması nedeniyle istihdamın artırılamadığını” ifade etti. (Milliyet 21 Nisan 2012) Ankara Sanayi Odası Başkanı da, geçtiğimiz günlerde açık açık “kıdem tazminatı yüzünden işçi atamıyoruz” diyordu.

Propagandalarının aksine kıdem tazminatı işsizliğin nedeni değil, ama kıdemin şu ya da bu yolla gaspedildiği durumda varolan işsizliğin bir çığ gibi büyüyeceği ortada. Patronlar yeni işçi kıyımları için büyük bir umutla kıdem tazminatının kaldırılmasını bekliyor.

disk kidem

Gaspetmenin adı FON

Kıdem tazminatının fona devredilmesi tartışması yeni değil. AKP hükümeti bunu daha önce de gündeme getirdi. O günden bu yana benzer söylemleri tekrarlayıp duruyorlar; “patronlar ödeme zorluğu çekiyor, işçilerin hepsi kıdem alamıyor, fon kurulursa işçilerin mağduriyeti kalkar” vb…

İşçilerin büyük oranda kıdem tazminatı almadığı doğrudur. Zaten esnek çalışma biçimlerinin bu denli yaygın olduğu, işten atmaların kolaylaştırıldığı, girdi çıktıların rahatlıkla yapıldığı çalışma hayatında, kıdem biriktirmek oldukça zordur. Sendikasız çalışan işçiler büyük oranda kıdem tazminatından yararlanamıyor. Patronların da kıdem primi ödemedikleri doğru. Peki Maliye Bakanı’nın görevi, bu primleri almak değil mi? Patronlardan prim almak için kılını kıpırdatmayan devlet, işçi, kıdem hakkını istediğinde, polisin copuyla biber gazıyla karşılıyor.

Hazırlanan taslak, daha önceleri basına sızdırılmıştı. Basına sızdırıldığı kadarıyla bile, patronları büyük yüklerden kurtarıyor, işçilere ise felaketler getiriyor. Bu formülle kıdem tazminatı uygulaması tamamen değişiyor. Artık patronlar işçiye doğrudan kıdem tazminatı ödemeyecek. Bir fon oluşturulacak, patronlar primi fona yatıracaklar. Yani patronlar, çalıştırdıkları işçiler adına fonda bireysel hesap açacak, kıdem primini işçilerin hesabına yatıracaklar. Fonda biriken meblağ (eğer birikirse) özel emeklilik şirketleri tarafından işletilecek.

Mevcut sistemde çalışan işçiye bir yıllık çalışması karşılığında bir aylık kıdem primi ödeniyor. Ve bu patronların bir yükümlülüğüdür. Çalışan işçi emekli olduğunda, askere gittiğinde, evlenen kadın işçiler, kıdem tazminatını alabiliyor. Bu haliyle tazminat, kısmi bir işgüvencesi, emeklilik güvencesidir. Fona devri durumunda ise, kıdemin işten çıkarma ile bağı kesiliyor. Patronlar işçileri rahatlıkla işten atabilecek duruma geliyorlar. İşten atmanın önünde kısmen de olsa caydırıcı bir işlev gören kıdem tazminatını, fon sayesinde ödemeyecekler çünkül

Ayrıca mevcut sistemde 30 gün tutarında ödenen prim, fon uygulamasıyla yüzde 3’e düşürülüyor. 30 günlük kıdem tazminatı şu anda işçinin bürüt ücretinin yüzde 8,3’üne karşılık geliyor. Fonla birlikte yüzde 3’e düşünce, zar-zor da olsa kıdem hakkını alabilen işçinin alacağı, mevcut sistemde aldığının yarısının altına düşüyor. Keza fon sisteminde evlenen işçi kadın ya da askere giden işçi, kıdem tazminatı alma hakkını kaybediyor. 10 yılını doldurmadan işten atılan veya ayrılan işçi kıdem tazminatını alamayacak! 10 yılını dolduran işçi de, fonda biriken kıdeminin hepsini alamayacak! Artık fon yöneticileri ne kadarını uygun görürlerse!..

Taslakta ev alana kıdem tazminatının beli bir miktarının ödeneceği söyleniyor. Zaten “patronlara ve hazineye nasıl daha fazla para kazandırırım”dan başka bir şey düşünmeyen AKP, fon uygulamasıyla emlakçılık da yapmaya giriştiği gibi, inşaat şirketlerini memnun etmekten de geri durmuyor.

Mevcut sistemde patronlar doğru dürüst prim ödemezlerken, fona prim ödeyeceklerinin hiçbir garantisi yok. Bir süre sonra kıdemleri ödeyemezlerse hiç şaşmamak  gerekiyor. İşçiler “fonda para kalmadı, kıdem tazminatı yok”la karşılaşacaklar. Böylece kıdem tazminatı fiilen ortadan kaldırılacak. Veya patronların istediği gibi 15 güne düşürülecek.

Kısacası Fon, kıdem tazminatını tamamen gaspetmenin aracıdır. Kaldı ki daha önce kurulan “konut edindirme fonu”, “zorunlu tasarruf  fonu” vb fonlarda biriken paralar işçilere verilmemiş, içedilmiştir. “İşsizlik fonu”nun hali ortadadır. İşsizlik fonunda biriken paradan işsizler yararlandırılmazken, amacı dışında her yere kullanılmıştır.

 

Gaspa izin vermeyelim

DİSK ve Türk-iş fona tamamen karşı olduklarını, mevcut durumun korunmasından yana olduklarını belirttiler. Kıdeme dokunmayı bir genel grevle karşılayacaklarını yinelediler. Hak-iş ise AKP yandaşı bir sendika olduğunu bir kez daha göstererek, fonu benimsediğini söyledi.

DİSK, kıdem tazminatının gaspına karşı açıklamalar, yürüyüşler yaptı. Elbette bunların gelinen aşamada yetersiz olduğu açıktır. Türk-iş’in ise bu yönde hiçbir çabası bile yoktur. Dolayısıyla devrimci öncü işçiler her zamankinden daha fazla uyanık olmalı, inisiyatifli davranmalıdırlar.

Kıdem tazminatı işçilerin en duyarlı olduğu hakların başında gelir. Birleşik mücadeleyi sağlayan en önemli zemindir aynı zamanda. Patronlar ve AKP hükümeti fon taslağı üzerine çalışırken biz, fona izin vermeyeceğimizi göstermeliyiz! Bütün işçi ve emekçilerin kıdem hakkının verilmesi, ödenmeyen kıdemlerin devlet tarafından ödenmesi talebiyle eyleme geçmeliyiz!

Bunlara da bakabilirsiniz

12 Eylül ve sonrası değerlendirme söyleşileri…

12 Eylül Askeri Faşist Darbesi sonrasında, adaletsiz geçen 42 yılın ardından, Devrimci 78’liler Federasyonu’nun katılım …

Paris’te Yılmaz Güney anması

Devrimci sanatçı Yılmaz Güney, Paris’te komünist ve devrimci-demokrat kurumlar tarafından, mezarı başında anıldı. Anma, Yılmaz …

12 Eylül’ü protesto eden ve Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını isteyen afişler asıldı

12 Eylül askeri faşist darbeye karşı direnişe çağıran afişler yapıldı. Ayrıca “Aysel Tuğluk ve hasta …